|
KALAYCILIK |
|
Basmacı, Celep, Nalbur, Nalbant, Hallaç,
Mestçi, Sayıcı, Rençber, Sepetçi, Fesçi, Zerzevatçı, Çömlekçi,
Değirmenci, Kolancı, Urgancı, Bacacı, Bileyci, Semerci, Kalaycı
gibi günümüz gençlerinin adını sanını bilmediği yüzlerce meslek,
zanaat bugün unutulmaya, kaybolmaya başlamıştır. Günümüzde bu
meslekler birkaç kişi sayesinde devam etmektedir. Babalarımız
işçi, çiftçi, mühendis, doktor, avukat, eczacı, savcı veya
öğretmen olabilir; ama dedelerimizi veya büyük dedelerimizi
araştırırsak bu büyüklerimizden en azından birkaçının zanaatkâr
olduğunu göreceğiz. Belki demirci, belki kalaycı, belki
marangoz, belki nalbant, belki de çarıkçı… İşte bu meslekler,
büyüklerimizden dinlediğimiz birer hatıra olarak kalmaya, bir
bir yok olmaya başlamıştır.
Yaşadığımız çağda nereden nereye geldiğimizi,
yeni nesillerin geçmişini daha iyi anlamaları açısından ilginç
bulduğumuz, artık evlerimizde antika olarak sakladığımız,
kullanılmayan eşyaları üreten mesleklerin artık yapılmadığını
görüyoruz. Bu meslekler arasında kalaycılık mesleğinin nasıl
değişime uğradığını, nasıl adım adım yok olma sürecine
girdiğini, yapmış olduğumuz araştırmamız ile ortaya koyacağız. |
 |
 |
| Kalay Tezgahı |
Kalay Yapımı |
| |
|
KALAYCILIĞIN TARİHÇESİ |
|
Kalaycılığın Türk kültürünün bir parçası
olduğu kaynaklarda anlatılmaktadır. Eski Türkler, bütün
ihtiyaçlarını el becerileri ile karşılayarak hayatlarını devam
ettirmekte idi. Kalaycılık da bu becerilerden biriydi. Türkler
aşlarını kalaylı kaplarda pişirmeye özen göstermişler,
yoğurtlarını kalaylı kaplarda mayalamışlar, düğün yemeklerini
kalaylı leğenlerde ve kazanlarda pişirmişlerdir.
Bronz elde etmek için gerekli olan kalay,
maden kullanımının başladığı ilk çağlardan beri çok aranılan bir
madde idi. Bu nedenle Çassiterıdess Adaları’ndan Yakın Doğu’ya
kadar uzanan yoğun bir kalay ticareti başladı.
Klasik çağda, bakır ya da pirinç eşyalar
kalayla kaplanırdı. Orta çağda gümüş eşyalarının biçimlerini
kopya eden kalay kaplar kullanılırdı. Ayrıca tartı aletlerinin
yapımında da kalaydan yararlanılırdı. XVI. yy.da kuyumcular
üretecekleri yapıtların kalaydan örneklerini yaparlardı.
Kalaycılar loncalar halinde örgütlenirdi. Bu
loncalar, her parçanın yaratıcısını belirlemek amacıyla ayar
damgasının kullanımını düzenlerlerdi. Loncaların ortadan
kalmasıyla beraber kalaycılık örgütlü bir meslek olmaktan
çıkarak usta-çırak ilişkisiyle gelişip öğrenilen bir meslek
oldu. Ancak görüştüğümüz ustalar da buna dikkat çekerek,
ihtiyaçların değişmesiyle beraber çırak bulmakta sıkıntı
yaşadıklarını ve kalaycı ustalarının artık yetişmediğini
belirtiler. |
| |
|
Kaybolan Bir Meslek: Kalaycılık |
|
İlçemiz (Taşova) 1944 yılında ilçe olan bir
yerleşim yeridir. İlçe olmasından sonra Karadeniz’den, sırtında
körükleri ile gelen kalaycılar buralarda körük kalaycılığı
yapmaya başlamışlardır. Köylerde haftalarca hatta aylarca
kaldıkları da olmuştur. Bunlardan hayatta olanlardan birkaçı ile
görüşme imkânımız oldu.
Yusuf Günaydın, Gafur Karaismailoğlu, Dursun
Ali Karaismailoğlu, Salih Kuşdil, Ali Rıza Günaydın, Mustafa
Gündoğdu Taşova’daki ilk kalaycı ustalarıdır. Bu ustaların
yanında yetişen Hasan Fehmi Karaismailoğlu, Saadettin Şahin,
Şaban Yıldırım gibi çıraklar, 1970–1990 yılları arasında bu işe
devam etmişler; ancak azalan talep nedeniyle onlar da artık
mesleklerini icra edemez hale gelmişlerdir. Sebahattin Günaydın,
ilçemizde halen kalaycılığı sürdüren tek kalaycı ustasıdır. |
 |
 |
 |
 |
| Araştırmamız sırasında
görüştüğümüz Sebahattin Günaydın, fiilen bu mesleği sürdüren tek
kişi olması, kalaycılığa duyulan ihtiyaç hakkında bize en
geçerli bilgileri vermesi nedeniyle çalışmamızda önemli bir yere
sahiptir. Kalaylama işlemini bir sefer de bizim için yapan
ustamız, işlem sırasında kullanılan malzemeler hakkında da bize
bilgi vermiştir. |
|
|
|
WMV Formatında İndir. |
| Kalaycı Sebahattin
Günaydın ile Görüşme ve Kalay Yapımı, video görüntüsü.
(18/02/2009) |
| Ustamızın çalışması sırasında
teknolojik gelişmelerden yararlandığını görmek, bu mesleğin
gelişmelere açık olabileceği anlamına gelmesi açısından bizim
için memnun ediciydi. Taşova’nın ilk
kalaycılarından olan Fehmi Dede ile yaptığımız röportaj da
kalaycılığın son yıllardaki seyrini anlamamız için bize çok
faydalı bilgiler vermiştir. Fehmi Dede’ye ilk sorumuz kalaycılık
mesleğini nereden öğrendiği idi. |
|
|
|
WMV Formatında İndir. |
| Bkz. Eski Kalaycı
Hasan Fehmi Karaismailoğlu ile Röportaj , video görüntüsü.
(17/02/2009) |
| Fehmi Dede, ustasının babası
olduğunu, babasının da bu mesleği Taşova’da ikamet eden bir
Ermeni’den öğrendiğini ifade etti. “Sermaye yok, akıl yok,
tahsil yok… Başka meslek öğrenemiyoruz. Ne yaptık, öğrendik
kalaycılık…” sözleriyle bu mesleği şartların zorlamasıyla
öğrendiğini ifade eden Hasan Fehmi Dede, 65 yıl boyunca bu
mesleği yaptığını söyledi. Kalaycılık sayesinde yedi çocuk
yetiştirdiğini belirtmeden de geçemedi. Usta-çırak (baba-oğul)
ilişkisi içerisinde oğlunun da aynı mesleği yapacağı
düşüncesiyle “çocuklarınız mesleği devam ettiriyor mu?”
sorumuzu, çocuklarının farklı meslekler yaptığını söyleyerek
cevapladı. Fakat bunu söylerken çocuklarının da farklı dallarda
da olsa zanaatkâr olmasından memnun gibiydi…
Bir zamanların en değerli eşyalarından olan
bakır kapların artık bulunmadığını, bakır kapları olan evlerin
parmakla gösterildiği günleri yaşayacağımızı söyleyen ustamız,
yeni ürünlerin bakır kapların kullanımını azaltarak yok ettiğini
belirtti. Evlerdeki bakırların hurdaya satılmasından bahsederken
Fehmi Dede, bizim de meslek böylece yok oldu demek ister
gibiydi. Artık kendi evinde bile bakır kapların kullanılmaması
da bu bize tekrar “işte kaybolan bir meslek” dedirtti.
Fehmi Dede “siz kalaycılık yaparken Taşova’da
başka kaç tane kalaycı vardı?” diye sorduğumuzda kalaycılık
hakkında yeni bir şeyler öğrendik dedemizden… “Taşova’da çok
fazla kalaycı olmasa da dışarıdan gelen çoktu, kalaycılık asıl
Çingene mesleğidir. Buralara Edirne Çingeneleri gelirdi,
Ermeniler de bu işi yapardı. Biz yerli kalaycılar beş-altı kişi
kadar ancak vardık. Bunların içinden üç tanesi sağdır. İkisi de
benden büyüktür. Birisi 90 yaşında, birisi de 86 yaşındadır. Ben
de 80 yaşındayım.…” “Köyleri gezer, geldiğimizi haber verir,
köylünün getireceği kapları beklerdik. Arabaların olmadığı o
yıllarda bu işler daha zordu…” |
| Kalaycılık sırasında
kullanılan “nişadır” gibi kalaycılığın temel malzemeleri ve
bunların kullanımı hakkında da ustamızdan çeşitli bilgiler
aldık. Sebahattin Günaydın’la yaptığımız röportajda, bu
malzemeleri tanıma fırsatı ve kullanımlarını da görme imkanı
bulduk. Sebahattin Usta’dan aldığımız bilgilere göre kalaycılık
da şu malzemeler kullanılmaktadır: |
|
|
|
WMV Formatında İndir. |
| Kalay Yapımında
Kullanılan Malzemeler; Sebahattin Günaydın ile Ropörtaj,
(18/02/2008) |
| -Kalay: Dövülebilir,
sünek bir metaldir. Kolayca tel veya levha haline getirilebilen
bu metal, kalaycılıkta ısıtılarak kullanılır. |
 |
| -Nişadır: Amonyak tuzu
olarak bilinen amonyum klorür bileşiği… Metalin yüzeyinde hasıl
olmuş oksit tabakasını kaldırdığından metal, lehime müsait hale
gelir. Beyaz toz halindedir. |
 |
| -Kalaycı pamuğu:
Steril pamuktan farklı olarak rulo şeklinde ve avuç içerisinde
kolay hareket ettirilebilen bir pamuktur. |
 |
| -Kıskaç: Kalay
yapılacak nesnenin tutulduğu bir çeşit maşa. |
 |
| -Körük: Ateşin
harlanması için kullanılan genellikle manda derisinden yapılmış
hava üfleyen bir malzeme. |
 |
 |
| -Kömür |
 |
| Kalaycılık 3 temel üzerine
kuruludur. Bunlar: Tavlanması, temizlenmesi ve kalaylanmasıdır.
Kalaycılığın nasıl yapıldığının anlaşılması amacıyla bu
işlemleri kısaca açıklayalım.
Tavlamak: Kalaylanacak kaplarda aranan en önemli özellik
karıncalanmadan oluşan berelerin, çürümelerin olmaması, kaplar
ne kadar temiz olursa o kadar kolay ve temiz işçilik
çıkarmaktadır.
Daha önce kalaylanmış malzemeler körük ve
kömür yardımıyla yakılarak orta sıcaklıkla üzerindeki yağ ve
zamanla kullanmadan oluşan atıkların yakılmasına kalaycılık
dilinde “Tavlama” denilir. Hiç kalaylanmayan kaplara kızıl kap
denir ve bunlar tavlanmazlar.
Temizleme: Tavlanan materyaller tuz
ruhu ile sıvanarak kalaylanacak olan kısımlar ince kumlarla el
ve ayak yardımı ile güzelce silinir. Kalaylanacak zemin kalay
almasını engelleyecek tüm dış etkenlerden arındırılır. Ezik
büzük olan yerler ise çekiç, tokmak gibi özel aletlerle
düzeltilir.
Kalaylama: Kalaylama ise yine
körükte ısı ile tavına getirilen kapların sıcaklıktan dolayı
çubuk halinde bulunan kalayın sürülmesi ile kolay şekilde kaygan
hale gelmesidir. Kalayın kalaycı pamuğu ve nişadır yardımı ile
zemine düzenli şekilde dağıtılması işlemine kalaylama denir.
Bugünkü anlayacağımız anlamda kalay bir nevi kaplama
malzemesidir.
Kalaycılığa bakışı anlamak ve halkımızın
kalaycılık hakkındaki düşüncelerini öğrenmek adına yaptığımız
sokak röportajlarında halkımızın kalaylı kaplarda pişen
yemeklere bir özlem duyduğunu gördük. Halkımız hala evlerinde
bakır kapların bulunduğunu; ancak bunları artık sadece dekoratif
amaçla ellerinde tuttuklarını ifade etti.
Sokak röportajlarında kalaycılığın neden
son bulduğunu sorduğumuzda, röportaj yaptığımız kişiler de aynı
kalaycı ustalarımız gibi alüminyum kapların ve çelik
tencerelerin varlığına dikkatimizi çektiler. Bazı büyüklerimizin
hala kap kalaylatma peşinde olduklarını; ama hem kendilerinin bu
işe yüksündüklerini hem de kalaycı bulmakta zorlandıklarını
ifade ettiler. |
|
|
|
WMV
Formatında İndir. |
|
Halk ile Yapılan Röportaj 1 |
|
|
|
WMV Formatında İndir. |
|
Halk ile Yapılan Röportaj 2, (16/02/2009) |
| Kalaycılık, tamamen el beceri
ve zamanlamayla ilgili aşırı dikkat isteyen bir meslektir.
Dikkatsizlik, aşırı sıcaklık, kalaylanacak kabın yanmasına,
delinmesine sebep olabileceğinden zor bir zanaattır. Emeğin
yüksek olduğu, gelirin az olduğu bir meslek olması onun yok oluş
sürecinde çok etkili olmuştur.
Teknolojinin getirdiği yeniliklerle birçok
meslek dalı teknolojiye yenilmiş, kazanç kapısı olmaktan
çıkmıştır. Kültürümüze, biten meslek dalları olarak geçmiştir.
Biten mesleklerde özellikle dikkatimizi çeken el becerilerine
dayalı meslekler olmalarıdır. Her şeyin makineleşmesi, seri ve
ucuz üretimi sağlamış, bu da kalaycılık gibi ata yadigârı birçok
meslek için bir tehdit olmuştur. Kalaycı ustalarının
yetiştirdikleri çırakların yeni çıraklar yetiştirmemesi ile
kalaycılık artık ölmeye mahkûm olmuştur.
Günümüzde mahalle aralarında yapılan
kalay, kalay malzemesinin pahalı olması nedeniyle ucuza mal
etmek için kurşun kalay aşımı ile kalay yapılmaktadır. Bu, kalay
mesleğinin yok oluşunu hızlandırmaktadır. Kalayın, kalaycı
dükkânında ve uygun malzemelerle yapılması yok oluş sürecinde bu
mesleğe bir parça güç verecektir.
Bitmekte olan bu meslekle birlikte bazı
sanatlar hayatın köşelerine itildi. Bakır sinilerde pişen
yemeğin tadı ile bakır sürahide yapılan ayranın tadını bilenler
yaşadıkça, kalaycılığın ölmemesini umut ediyoruz.
Ancak araştırmamız sırasında röportaj
yaptığımız kalaycı ustası Seyfettin ULUTAŞ’ın defalarca
söylediği sözler de aklımızdan bir türlü çıkmıyor: “Bu iş bitti,
bitti artık, kalaycılık tamamıyla bitti…!”
|
|
|
|
WMV Formatında İndir. |
| Kalaycı Ustası Seyfettin ULUTAŞ'la röportaj. |
| |
|
RESİMLER |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
| |
|