Ana Sayfa Okulumuz PersonelimizTarihçe Etkinlikler

DÖRTDİVANLI HİLMİ (DOĞANCILAR KÖYÜ BAYIR MAHALLE'DEN)
HAYATI
     Doğancılar Köyünde, ozanın torununun verdiği bilgiye göre Hilmi’nin asıl adı Halil’dir.Hilmi mahlası ile koşuklar söylemiş ve yazmıştır.1826 yılında doğmuş ve İstanbul’da iyi bir medrese öğrenimi görmüştür.Soydan okumuş ve aydın bir ailenin çocuğudur.Dedesi, Hacı Müderris Ahmet Efendi Padişah buyruğu ile Doğancılar Köyüne bir medrese açmış ve burada öğretmenlik yapmıştır.Depremlerde yıkılan bu medresenin yerine köylü,1944 yılında büyükçe ir cami yapmıştır.
     Hilmi’nin dedesi Hacı Müderris Ahmet Efendi, hala Dörtdivan ve civarında eserleriyle yaşayan bir ölümsüzdür. Hacı Müderris Ahmet Efendi hakkında anlatılan bazı efsaneler şunlardır:
     Söylendiğine göre, Hacı Müderris Ahmet Efendi Kırklardandır. Doğancılar Köyü’nün Bayır denilen mevkiinde Kırklardan birinin de yatırı vardır. Hacı Müderris Ahmet Efendi, her sabah bu yatıra gider, sabah namazını orada kılar evine dönermiş.Bu gidiş-gelişlerden hanımının hiç haberi olmazmış.Bir sabah, karısı uyanmış, bakmış ki, Hacı Müderris Ahmet Efendi yok.Dışarıya çıkmıştır diye bir süre beklemiş. Sıra ile helaları,hayvan ahırlarını aramış, hiçbir yerde yok.Bir süre sonra Hacı Müderris Ahmet Efendi gecikmiş olarak eve ulaşmış. Yatağına yatmış. Karısı:
     -Neredeydin sen bu sabah? Diye Hacı Müderris Ahmet Efendi’yi zorlamış.Durumu anlatmadan hanımından kurtulamayacağını anlayan Hacı Müderris Ahmet Efendi :
     -Kırklara gittim. Ben her sabah oraya giderim.Bu sabah gelirken,yolda çiğdemler çıkmış ve her çiğdemin başına melekler konmuş idi. Onlara basmamak için sakına sakına geldiğim için geciktim demiş.
     Hilmi’nin babası Hacı Müderris Ahmet Efendi alim bir kişidir.Annesi Hacı Sare Hanım hacıya gitmiş dinine sadık bir kadındır.İşte bu alim ana baba Hilmi’yi İstanbul’a göndererek medresede okutmuştur.Medrese eğitiminden sonra Doğancılar Köyü’ne dönen Hilmi burada hatiplik yapmıştır.Bu yüzden çevresinde HOCA HACI HATİP diye anılmaktadır.Nüfus kütüğünde ve askerlik işlemlerinde Kocaeli Sancağında İmamdır diye yazılır.
     Hilmi’nin torunu Halil’in söylediğine göre, 1903 yılında vefat etmiş ve Doğancılar Köyü’nde defnedilmiştir.
     Hilmi’nin yaşadığı döneme bakılırsa, hemşerisi ozan Dertli’ye yetiştiği söylenebilir.Dertli 1845 yılında öldüğünde Hilmi 19 yaşında bir ozandır.Hilmi yapıtlarında Dertli’yi izlememiş ve onun peşinden gitmemiştir. Dertli’nin bir  çoban ve halk ozanı, Hilmi’nin ise medrese eğitimi almış bir ozan olması da bunu gerektirmektedir.Hilmi medrese eğitimi aldığı halde, eselerinde yalın bir dil ve yalnız heceyle söylemiştir.Koşuklarında ve destanlarında Arapça söz ve takımlara az yer vermiştir.
     Hilmi’nin koşukları ve destanları ,çağının günlük ve doğa olaylarını dile getirmektedir. Yapıtlarını kıtlık ,yangın, su baskını, deprem, savaşlar,ayrılık üzerine kurmaktadır.Çok gerçekçidir.Cenk destanlarını, savaşları tarihte göremediğimiz bir güzellik ile anlatmaktadır. Hemen hemen bütün destanlarında ince bir mizah gizli bir yergi vardır. Plevne savaşında şehit olan üç oğlu için OĞULLAR DESTANI adı ile bir destan düzmüştür.Bu savaşta üç oğlunun ölmesini, dininin ve yurt görevinin bir gereği olarak karşılamıştır.DESTAN-I SAMAN adlı bir destanında ise, beş kuruşa çürük bir sepet samanın satılmasını, insan fiilinin azdığına yorumlamış ve destanında bu çeşit insanlara çatmıştır.
         Hilmi yergi ve taşlama şeklinde destanlar da yazmıştır.”Hilmi” bu çeşit sosyal tenkit şiirlerinde bir fikri veya bir adeti yerer. Konuksever ve görgülü olmayanları, bilgisizleri, sözünde durmayanları, gammaz ve düzenbaz kişileri, kemlik edenleri, tembellik ve bencillik taslayanları, kendinin beğenmişleri, değer bilir olmayanları, sonradan görmüşleri, softaların kaba kuvvetini, iki evliliği, sözün kısası; çağının bütün aykırı olaylarını yermiştir. Bu alanı ile “Hilmi” hemşehrisi Dertliden fazla görünmekte ve Seyrani yi geçmektedir. Yergi ve taşlamalarının kuvvet kazanmasında, bu çeşit koşuk ve destanlarının düşünce ve buluşlara dayanmayıp, güncel ve aktuel oluşudur. Medrese eğitimi aldığı halde,”Hilmi” yergi ve taşlamalarında halk edebiyatının bütün özelliklerini kullanmıştır. Bu şekilde duyuşları ve değişleri ile halk adamı olabilmiştir. Dörtdivan’da deyiş ve koşuklarının yüzyıldır unutulmamasının nedeni de budur.
Hilmi’nin dilide günlük dildir. Arapça ve Acemce söz kalıplarını Dertliye göre çok az kullanmıştır. Hilmi aruz vezniyle yazdığı için halktan kopmamıştır. Hilmi 19. yy halka ozanlarımızın son halkasını oluşturmuştur. 
     Hilmi ulusal duyuşu kuvvetli ve ileri görüşlü bir ozandır.İki oğlunun Plevne’de yurt ülküsü uğruna öldüğünü, Plevne Destanı’nın son dörtlüğünde şöyle haber veriyor:
          Hilmi iki oğlunu şehit verdi
          Leyl-ü nehar yüzün yerlere sürdü
          İlahi sağlıkta kavuştur dedi
          Duası müstecap ola mı Yarap?
     Oğullar Destanı’nda ölen oğullarını üçe çıkarmakta ve adlarını da yazmaktadır.: Uhammed,Abdullah,Eşref. Bir koşuğunun son dörtlüğünde de şöyle diyor:
          Gerçi noksan olmuş ruzi beyitler
          Zihnimiz dağıttı merhum yiğitler
          Ciğerimizde vardır çok delikler
          Dar-ü beka oldu üç evladımız.

Hilmi'nin şiirleri için lütfen tıklayınız...

 

 

Dyned Çalışmalarımız

Rehberlik

Satranç Oyna

Bolu MEM

Dörtdivan İlçe MEM

Dörtdivan HEM Ve ASO

 

 

MERKEZ ŞEHİT ORHAN YALÇIN İLKÖĞRETİM OKULU DÖRTDİVAN/BOLU
e-posta:525889@meb.gov.tr Tel:(0374) 331 40 35 cep:0 505 717 25 14
webmaster:Hulusi GÜNAY