Temel tespitlere göre Helenistik veya erken
Roma dönemine ait olduğu anlaşılan kale, geçirdiği onarım ve değişiklikler
sonucu bugün bir Ortaçağ görünümündedir. Silifke'ye hakim, 185m
yüksekliğinde bir tepe üzerinde yapılmış olan, etrafı kuru hendekle çevrili
oval biçimdeki kalenin içinde kemerli galeriler, su sarnıçları, depolar ve
diğer yapı kalıntıları bulunmaktadır. Ünlü gezgin Evliya Çelebi
Seyahatname'sinde, XVII. yy'da Silifke kalesinin 23 burcu olduğunu, içinde
bir cami ve 60 ev bulunduğunu yazar. Ancak, burçların bir kısmı ve kale içi
tamamen yıkık durumda olduğundan tam tespiti yapmak mümkün değildir. Halen
görülebilen 10 adet burç mevcuttur.
Tekir Ambarı
Kalenin eteğinde, Bizanslılardan kalma bu su deposu 46 m
uzunluğunda, 23 m genişliğinde ve 14 m derinliğinde olup, içine doğu
kösesindeki helezonik merdivenle inilmektedir. Anadolu sarnıç mimarisinde
örneği az görülen Tekir Ambarı su sarnıcının tüm duvarları su sızmasını
önlemek ve ayrıca anıtsal bir özellik vermek için düzgün kesme taslarla
desteklenmiş, uzun kenarında 8; kısa kenarında 5 yuvarlak kemerli niş
oluşturulmuştur.
Taş Köprü
Şehir
merkezinin ortasından geçen Göksu (Kalykadn) Nehri'nin üzerindedir. I.S. 77
- 78 yıllarında Kilikya Valisi L.Octavius Memor tarafından dönemin
imparatoru Vespasianus ve oğulları Titus ile Domitianus adına yaptırılmış
olduğu 1870 yılında yapılan bir onarımda bulunan tas kitabeden
anlaşılmaktadır. Yedi gözü bulunan ve Roma uygarlığı örneklerinden biri olan
Taşköprü, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde onarım görmüştür.
Atatürk Evi
Büyük Atatürk, Silifke'ye olan ilgisini
burayı dört defa şereflendirerek göstermiştir. Ulu Önder, Silifke'yi
ziyaretlerinden birinde burada bir çiftlik satın almış ve merkezi bu çiftlik
olmak üzere bir Tarım Kredi Kooperatifi kurulması için talimat vererek
kendileri de bu kuruluşun 1 no'lu üyesi olmuştur. Atatürk,
Silifke'ye ve Silifkelilere olan sevgisini, Silifke İdman Yurdu'nu
ziyaretinde, şeref defterine yazdığı şu ibarelerle belirtmiştir.
"Silifke'ye geldiğimden
çok memnunum. Beni unutmayacağınızı bilirim. Sizi kalbimden çıkarmam. Gazi
Mustafa Kemal "
Ata'nın Silifke'ye ilk
gelişlerinde (27 Ocak 1925) gecelediği ev bugün restore edilmiş; kullandığı
eşyalar sergilenerek Atatürk Evi Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.
Tevekkül Sultan Türbesi
Taş köprünün hemen
yanındaki türbe hakkında yazılı herhangi bir kaynak bulunmamaktadır.
Selçuklu hanedanlarından birine ait olduğu rivayet edilen mezarın üzerindeki
çatı daha sonradan ilave edilmiştir.
Alaaddin Camisi
Roma köprüsünün karşısında bulunan cami,
Selçuklu sultanlarından Alaaddin Keykubat döneminde yapıldığı için Alaaddin
Camisi adını almıştır. Şehrin tam merkezinde olduğu için Merkez Camisi
olarak da bilinir.
Reşadiye Cami : Padişah Sultan Mehmet Reşat Zamanında, Nüzhet Paşa tarafından
1912 yılında yaptırılan caminin doğu ve batısında bulunan sundurmaları,
başlık ve tabanlıkları Korint tarzında sütunlarla desteklenmiştir. Mermer ve
kireç taşından yontulmuş bu sütunlar Silifke yöresindeki eski kalıntılardan
devşirilmiştir.
Adamkayalar
Kızkalesi'nden
Silifke'nin Hüseyinler Köyü'ne giden asfalt yolun 5. kilometresinde batıya
ayrılan 2 kilometrelik yolun sonunda şeytan deresi vadisine varılır. Bu
vadinin dik yamacında, kayaların yüzünde 9 niş içerisinde İ.S.II yy.dan
kalma 11 erkek, 4 kadın, 2 çocuk ve bir dağ keçisi kabartması vardır. Bazı
nişlerin alınlığında Roma kartalı kabartması görülür.
Kıbrıs
Şehitliği
Kıbrıs Barış
Harekatında şehit düşen 454 subay, astsubay, erbaş ve er'imizin anısına
Silifke - Gülnar yolunun 5. km Çamdüzü mevkiinde bir hatıra ormanı
oluşturulmuştur.
1976 yılında
tamamlanan ve 9 hektarlık bir alanı kaplayan şehitlikte, Atatürk Anıtı ve
tören alanı ile çevresinde şehitlerimizin sembolik mezarları vardır. Her
mezar yanına bir de ağaç dikilmiştir.
Şehitlikte
ayrıca 220 Kıbrıs Türk Mücahidi Şehitleri anısına bir de abide
bulunmaktadır.
1974 Kıbrıs
Barış Harekatında ele geçen Rum tank, top, zırhlı araç ve silahların bir
kısmı burada sergilenmektedir.
Ayatekla
Taşucu
yolu üzerinde 4. Kilometreden sağa dönülüp bir km gidildiğinde
Hıristiyanlığın en eski ve en önemli merkezlerinden biri olan Meryemlik'e
varılır. Meryemlik'in tarihi Azize Tekla'nın buraya gelişi ile baslar. Isa
Peygamber'in havarilerinden St. Paul'ün vaazlarından etkilenen 17 yaşındaki Tekla kendini Hıristiyanlık dinine adar. St. Paul'ün bu değerli öğrencisi
Konya ve Yalvaç'ta Hıristiyanlığı yaymak için propaganda yaparken paganların
baskılarına maruz kalıp, öldürüleceğini öğrenince kaçıp Seleukia'ya gelir ve
sonradan kiliseye çevrilen bir mağara da saklanır. Sığındığı mağaradan
yöredeki insanlara çok tanrılı dine karşı Hıristiyanlık inancını yayarken
mucizeler yaratarak hastaları da iyileştirir. Yine öldürüleceği bir sırada
bu mağara da kaybolduğuna inanılır.Aya Tekla'nin içinde yaşadığı mağara
onun kayboluşundan sonra Hıristiyanlarca kutsal sayılmış; ta ki bu din I.S.
313 yılında serbest bırakılıncaya kadar gizli bir ibadet yeri olarak
kullanılmıştır.Bu mağara daha sonra IV. yy'da kiliseye dönüştürülmüştür.
Hıristiyanlığın resmen kabulünden sonraki dönemlerde birçok yapı ile bezenen
Meryemlik'te Mağara Kilisesinden başka, bu mağaranın üzerinde bugün sadece
apsisinin bir bölümü ayakta kalan Azize Tekla Kilisesi; imparator Zenon
tarafından Aya Tekla'ya ithafen yaptırılan kilise ile Kuzey Kilise; hamam,
birçok sarnıç, mezarlıklar ve şehir suru kalıntıları günümüze kadar
gelmiştir.
Uzuncaburç
Mersin'in en önemli ve en iyi korunmuş tarihi kalıntıları
Silifke 30 km kuzeyindeki Uzuncaburç beldesindedir. Helenistik çağda merkezi
uzuncaburç'un 4 km doğusundaki (ura) olba krallığının ibadet yeri olan
bugünkü Uzuncaburç yerleşim yeri, Roma döneminde, İ.S. 72 yılında imparator
Vespasianus zamanında Olba'dan ayrılarak Dioacaesarea (Tanrı-İmparator
Kenti) adıyla özerk, kendi adına para basabilen yeni bir site durumuna
getirilmiştir.
Diocaesarea'daki Zeus Tapınağı, burç ve piramit çatılı
anıtmezar Selefkoslar, yani Helenistik; sütunlu cadde, tiyatro, tören
kapısı, çeşme, şans tapınağı ve zafer kapısı Roma döneminden kalma
yapılardır. V. yy'da hiristiyanlığın yörede gelişmesi ile Zeus Tapınağı
kiliseye dönüştürülmüş, ayrıca yeni kiliseler de yapılmıştır. Bizans
döneminin ardından Anadolu Türkleri buraya şehrin sembolü olan yüksek burcun
ismini vererek "Uzuncaburç" demişlerdir.
Taşhan
İlçemizin
çarşı merkezinde bulunan Taşhan, yaklaşık 210 m2 alana sahip kâgir bir
yapıdır. Güneybatıda bulunan ve 1.dönem olarak tanımladığımız bölüm büyük
olasılıkla Silifke merkez ve çevresinde yoğun olarak bulunan ‘Geç Roma-Erken
Bizans’ dönemi eserlerinden biridir. Kuzeydoğuda bulunan 2.dönem bölümün ise
bir Selçuklu eseri olabilir. Yapının 1226 yılında Selçuklu hükümdarı Alaattin Keykubat tarafından yaptırılmış olan Alaattin Cami’ne yakınlığı,
plan şekli ve sivri kenarları bulunduğundan, sade ve küçük bir Selçuklu hanı
olma olasılığı yükseltir.
Yapıda tipik Selçuklu hanlarında olduğu gibi kemerler ve sütunlar kesme
taştan yapılmış ve tuğla kullanılmamıştır. Ancak yapıda hiçbir süsleme ve
kitabeye rastlanmamıştır.1940-1960 yılları arasında Silifke eşraflarından Şıhali Yalçın tarafından han (otel) olarak hizmet veren taşhanın bugünlere
gelmesi için çok iyi bir koruma gayreti gösterilmiştir. Söz konusu han Şıhali Yalçın’ın torunları işadamı Ali ve Uğur Yalçın kardeşler tarafından 2006 yılında Anıtlar Kurulu Restorasyon projesi ile restore edilmiştir.
Tarihi han şu an Silifke’de önemli bir yapı olarak restore edilmiş ve halkın
hizmetine açılmıştır.
Frederik Barbarossa Anıtı
Roma - Germen İmparatoru Frederik Barbarossa, III. Haçlı
Seferi'nde ordusu ile Filistin'e giderken 10 Haziran 1190 günü Eksiler Köyü
yakınlarında Göksu Irmağı'nda boğulmuştur. 1971 yılında Alman Büyükelçiliği
tarafından Frederik Barbarossa'nın boğulduğu yere yaptırılan anıt taş
Silifke - Konya karayolunun 9. kilometresinde yolun hemen sağ kenarındadır.
Demirçili Anıt Mezarı
Silifke - Uzuncaburç Karayolunun 7.
kilometresinde, antik imbriogon şehrinin soylularına ait tek ve çift katlı
anıt mezarlar vardır. Dört tanesi hemen yol kenarında bulunan anıt mezarlar
İ.S. II. yy Roma dönemi kalıntılarıdır.
Cambazlı Kilisesi
Adam kayalardan sonra Hüseyinler köyünden
geçilip Cambazlı Köyüne varılır. Cambazlı' nın Helenistik, Roma ve Bizans
dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi olduğu Uzuncaburç ve Ura ile
Kızkalesi'ne döşeme antik bir yolla bağlantılı olmasından ve günümüze kadar
gelebilmiş zengin kalıntılarından anlaşılmaktadır. Burada, kaya mezarlarının
yanı sıra birer küçük mabedi andıran anıt mezarlar, lahitler, sarnıç ve
özellikle köyün girişinde bulunan kilise görülmeye değer tarihi
kalıntılardır. Cambazlı kilisesi, benzerleri arasında orijinal özelliklerini
korumuş en iyi durumdaki örneklerden biridir. Kuzey cephesi tamamen kapalı
olan yapının içindeki iki sütun dizisinden sağdaki Korint başlıklı bütün
sütunlarla bunların üstünde sıralanan galeri sütunları ayaktadır. V. yy ait
20m X 13m ölçülerindeki kilisenin apsisi ve tüm duvarları sağlamdır.
Cennet
Çöküğü
Bir yeraltı deresinin
kimyasal erozyonla tavanın çökmesi sonucu meydana gelmiş büyük bir çukurdur.
Elips biçimdeki ağız kısmı çapları 250m ve 110m olup derinliği 70 metredir.
Çökük tabanın güney ucunda 200m uzunluğunda ve en derin noktası 135m olan
büyük bir mağara girişi ve bu mağaranın ağzında küçük bir kilise vardır.
Kilisenin giriş kapısı üzerindeki dört satırlık kitabede, bu kilisenin V.yy'da
Paulus adında dindar bir kişi tarafından Meryem Ana'ya ithafen yaptırılmış
olduğu yazılmaktadır. Cennet çöküğünün içine her biri oldukça geniş 452
basamaklı taş bir merdivenle inilir. Kiliseye 300. basamakta varılır.
Kiliseden sonra mağaranın bitim noktasında mitolojik bir yeraltı deresinin
sesi duyulur.
Kültür Evi
1995 yılında Belediyemiz tarafından yörenin
geleneksel kültürünü tanıtmak amacıyla Silifke Kültür evi açılmıştır.Burada
Türk Sanat Müziği, halkoyunları ve tiyatro kursları verilmektedir.Yörenin
tanınmış ressamlarından Bahattin ERİM'in de çalışmalarını yürüttüğü bir
resim atölyesinin yanısıra çulfalık ve ıstar tezgahları, Silifke de eski
yıllarda kullanılan bir dizgi ve bir matbaa makinası yer almaktadır.
Jupiter Tapınağı
Şehir merkezinde bulunan ve doğu ile güney
yanlarındaki sütun tabanlıkları orjinal şekilde korunmuş olan tapınağın uzun
kenarında 14'er, kısa kenarında 8'er sütun bulunmaktaydı. Ancak, her biri
10m boyundaki Korint başlıklı bu sütunlardan bugün sadece biri ayakta kalmış
olup 3 tanesi de yıkılmış durumda yerdedir. 1980 yılında Kültür
Bakanlığı'nca başlatılan kazı çalışmaları aralıklarla devam etmektedir. I.S.
II. yy'da yapılmış olduğu anlaşılan tapınak V. yy' da planında önemli
değişiklikler yapılarak kiliseye dönüştürülmüştür. I.S. V. yy'da yaşamış
tarihçi Zosimos "Tapınak, ovadaki ürünlerine musallat olan çekirgelerden
kurtulmak için Güneş ve Sanat Tanrısı Apollon'dan yardim isteyen ahali
tarafından, çekirgeler Apollon'un gönderdiği kus sürüsünce yok edilince O'na
bir şükran ifadesi olarak yaptırılmıştır" diyorsa da Zeus adına yaptırıldığı
da söylenmektedir.