|

REHBER
ÖĞRETMEN
Bu bölümümüzde
ise bütün öğrencilerimizin Rehber öğretmene ulaşmalarını
sağlamaya dikkat edeceğiz;
Sizlerden gelen her türlü isteği de değerlendirmeye
çalışacağız.
Rehber
öğretmenimiz aşağıdaki yazıyı sizler için derledi;
REHBERLİK
VE PSİKOLOJİK DANIŞMA NEDİR?
Rehber
öğretmen kimdir? Okulların "Rehberlik servislerinde"
çalışan, genellikle PDR (psikolojik danışma ve
rehberlik) ve psikoloji bölümü mezunu olan, rehberlik
ve psikolojik danışma işlerini yürüten kişilerdir.
Bireyin kendini anlaması, problemlerini çözmesi,
gerçekçi kararlar alması, kapasitelerini kendine
en uygun düzeyde geliştirebilmesi, çevresi ile
dengeli ve sağlıklı bir uyum yapması için yardımcı
olmakla görevlidir.
Psikolojik
danışma nedir?
Bireyin
karar verme ve problem çözme ihtiyaçlarını karşılayarak
gelişim ve uyumunu sürdürmesine yardımcı olmak
amacıyla bireyle yüz yüze kurulan psikolojik yardım
ilişkisidir". Bu yardımı alan kişiye "Danışan",yardımı
veren kişiye "Psikolojik Danışman" denir
Rehberlik nedir?
- Rehberlik, öğrencinin kendisini
tanıması, ortaya koyması, kendi kararlarını kendi
vermesi, kendi hayatını kendi yönlendirmesi ve
sonuçlarından sorumlu olması işidir.
- Rehberlik istekliliğe ve gönüllülüğe
dayalı bir yardımdır.
- Rehberlikte öğrenci hakkında
hazırlanan test, anket, bilgi toplama işleri amaç
değil, öğrencilere yardımcı olmak için kullanılan
araçlardır.
- Danışan öğrencinin özellikleri
ne olursa olsun hasta olarak algılanmaz ve kişilik
özelliklerine saygı duyularak yürütülen bir çalışmadır.
- Rehberlik, öğrenci ve rehberin
karşılıklı hak, sorumluluk ve işbirliğine dayalı
bir etkileşim ilişkisidir. - Rehberlikte, öğrenci
hakkında edinilen bilgiler açık yakalama, tehdit
etme, baskı aracı olarak kullanılmaz.
- Rehberlik bireyin benlik ve kişilik
gelişimine yardımcı olmaktır.
- Rehberlik, öğrencilerin her türlü
eğitimi ve gelişimi için uygun ortam yaratmaktır.
- Sadece sorunlu öğrencilerin problemleriyle
ilgilenme değil, önleyici, yönlendirici, uyum
sağlayıcı, geliştirici, bütünleştirici fonksiyonlarıyla
da diğer öğrencilere de hitap eder.
- Rehberlik sadece psikolojik danışma
değil, aynı zamanda bir kişilik hizmetleri topluluğudur.
Sağlık, sosyal, kültürel hizmetleri de içerir.
Kimler rehber öğretmene gider?
- Kendini daha iyi tanımak isteyen,
arkadaşlarıyla, öğretmeniyle, ailesiyle daha iyi
ilişkiler kurmak isteyen,
- Utangaçlıkla ya da yalnızlıkla
baş etmek isteyen
- Girişken olmak, kendine güvenini
arttırmak isteyen
- Duygularını ifade etmekte zorlanan
ve ifade etmek isteyen,
- Kaygı ve stresle baş etmek isteyen,
- Sınavlarda sorunu olan veya akademik
başarısını arttırmak isteyen
- Mesleki alanda iyi bir seçim
yapmak isteyen,
- Karar vermekte güçlük çeken Kişilere
yardımcı olur.
Psikolojik danışmana kendinin farkında
olan ve cesur kişiler başvurur. Danışman problemin
belirlenip, çözüm bulmanızda size yardımcı olur.
Rehberlik ve psikolojik danışmanlıkta
başlıca kurallar
- Gönüllülük esastır. Yani danışan
(öğrenci veya veli) ve danışman gönüllü olarak
bu görüşmeye katılmalıdır.
- Gizlilik gereklidir. Konuşulan
konu, danışanın izni olmadan başkasına anlatılmaz.
- Tarafsızlık gerektirir.
- Karşılıklı olarak kişilik haklarına
saygılı olmak gerekir.
Rehberlik ve psikolojik danışma
ne değildir?
- Rehberlik, öğrencinin bütün
ihtiyaçlarını karşılamak değildir
-Rehberlik, öğrencinin yerine
düşünüp, onun yerine problemlerini çözmek değildir
- Öğrenciye öğüt vermek, telkinde
bulunmak, tavsiye yapmak değildir.
- Okul disiplinini uygulama yeri
değildir
- Rehberlik öğrencilerle ahbaplık
etmek, dertleşmek değildir
- Öğrencilere test uygulamak,
anket yapmak, fiş doldurmak, dosya tutmak gibi
rutin değildir.
*Prof Dr. Muharrem Kepçeoğlu
Ve….. SBS
Merhaba sevgili veliler. Biliyorsunuz
SBS ye oldukça az bir zaman kaldı. Öyle zannediyorum
ki sizler de sınav konusunda en az çocuklarınız
kadar heyecanlı ve kaygılısınız. Sınava girme
konusunda hiç kaygısı olmayan öğrenciler bile
bu günlerde kaygı, stres hissetmekte, sınav rüyalarına
girmekte. Yani sınav kaygısı bugünlerde oldukça
yoğun çocuklarınızda. Bazı çocuklar bunu açıkça
dile getiriyor. Bir kısmı ise işi rahatlığa, vurdumduymazlığa
vuruyor. Bu da sizi kızdırıyor olmalı. Eğer çocuğunuzun
sınava girmek gerçekten umurunda değilse, dersleri
çok kötüyse, sizin itelemenizle okula geliyorsa
zaten ona sınavla ilgili ileri geri konuşmanız,
kızmanız, laf dokundurmanız işe yaramayacaktır.
Ama gerçekte kaygılı olduğu halde rahatmış gibi
görünüyorsa sizin dokundurmalarınız onu çok fazla
rahatsız ediyor olmalı. Çocukların söylediklerine
göre bazen anneler babaların uyarmak amacıyla
söyledikleri sözlerde o kadar kırıcı oluyorlar
ki, ders çalışma yerine daha çok dersten uzaklaştıklarını,
gerildiklerini söylüyorlar. "Sen televizyon seyretmeye
devam et, bakalım sınavda ne yapacaksın?" "Bak
komşunun kızına, okuyacak olan belli oluyor. Senin
gibi bütün gün saçma sapan şeylerle uğraşmıyor."
" Hele sen o sınavdan doğru dürüst bir puan alma
görüşeceğiz" gibi laflar size yabancı geliyor
mu? Bunları söylerken aslında amacınız çocuğunu
kırmak değil, değerli zamanı boş geçirerek elindeki
fırsatları değerlendirememesine bozuluyor olmalısınız.
Fakat bu çocuğunuzu çalışmaya mı yoksa öfkeye
mi itiyor. Siz bu şekilde konuştuğunuzda çocuğunuz
" kusura bakma annecim/babacım haklısın hemen
gidip ders çalışıyorum şimdi diyor mu? Onları
çalışmadan gördüğümüz zaman azarlamak yerine konuşmaya
teşvik edebiliriz. Belki bizimle heyecanlarını
paylaşırlarsa daha huzurlu olabilirler. Kaygı
ve korkuları biraz daha azalabilir. Derse karşı
ilgileri artabilir. Çünkü herkes eleştiri duymaktansa
destek görmeyi, anlaşılmayı tercih eder. Peki
bunu nasıl yapabilirsiniz? Kendimizi ifade etmemizi
sağlayan şey sadece sözlerimiz değil, mimiklerimiz,
duruşumuz, ses tonumuzdur aynı zamanda. Gerçekten
çocuğunuzu anlamayı istiyor ve bu sınavın onu
da çok endişelendirdiğini düşünerek konuşmaya
niyetlenirseniz, emin olun düşünce ve duygularınız
ses tonunuza, tavırlarınıza yansıyacaktır, söyledikleriniz
çocuğunuzla sizin aranızda gerginlik yaratmayacaktır.
Konu ne olursa olsun konuşurken çocuğunuz suçlandığı,
yargılandığı duygusunu hissetmemeli. Bir başka
konu da beklentilerinizin ölçüsü ne derecede olacak.
Milli eğitim, SBS yi hazırlarken hedefi şuydu;
SBSden alınan sonuç öğrencinin okul başarısı ile
aşağı yukarı aynı olmalıdır. Yani bir bakıma öğretmenlerin
denetlenmesi gibi düşünün. Çocuğunuz okulda çok
başarılı ise SBSde de çok başarılı olması, orta
halli ise SBSde de orta halli bir puan alması
beklenir. Çocuğunuz şu anda 6,7,veya 8. sınıfta.
Yani en az 6 yıldır çocuğunuz okulda. Şimdiye
kadar derslerine onlarca öğretmen girdi ve çocuğunuzun
belirli bir başarı ortalaması var. Yani kapasitesini
aşağı yukarı biliyorsunuz. (birinci sınıf veya
ikinci sınıfta öğrencisi olan bir veliye göre)
Lütfen çocuğunuzdan beklentiniz okul başarısının
doğrultusunda olsun. Anadolu lisesini kazanabilecek
veya iyi bir teknik liseyi kazanabilecek kapasitedeki
bir çocuğa ille de fen lisesini kazanmalısın gibi
telkinler yapmak doğru değildir. Tabi bunu yaparken
çocuğunuza "boşuna çalışma, senin kapasite belli,
alacağın puan belli" gibi bir tavır çok yanlış
ve yıkıcı olur. Bizim anlatmak istediğimiz çocuğunuzun
kapasitesinin üzerinde bir beklentiye girip çocuğunuzun
özgüvenini yerle bir etmemeniz konusundadır. En
önemlisi de sevginizi çocuğunuzun başarısına endekslemeyin.
Unutmayın o sizin çocuğunuz. Hiçbir sınav çocuğunuzdan
daha değerli olamaz. Sınava kadar öğrencimiz neler
yapabilir; * Artık konu çalışmak yerine test çözmesini
tavsiye ederim. İki günde bir deneme sınavı çözmelidir.
Fakat çözdüklerinin sonuçlarına mutlaka bakmalı,
yanlış yaptığı soruları incelemelidir. Yanlışlığın
nereden kaynaklandığını keşfetmelidir.
Özellikle de doğru zannettiği halde
yanlış olan cevaplar için; - Okuma hataları mı
yapmakta - Soruyu doğu okuduğu halde kafasında
yarattığı soru tipinin cevabını mı aramaktadır?
- Yoksa konuyu mu yanlış bilmektedir. Konuyu eksik
ya da yanlış bildiği için yanlış yaptıysa hemen
yanlışını görmek için konuya bakmalı, öğrenebileceği,
düzeltebileceği şeyse gözden geçirmelidir. Fakat
hiç bilmediği bir konu ise bu zamandan sonra onu
yalnız başına öğrenmesi zor olacağından ya bırakmalı
veya iyi bilen birinden tekrar öğrenmelidir. Sonra
bol soru çözerek pekiştirmek kaydıyla. Bu saatten
sonra yeni konu öğrenilmez. Ancak iyi bildiği
ve orta bildiği konular test çözerek ve sonuçlarını
değerlendirerek tekrar edilir. Elden geldiğince
pekiştirilir. Ders çalışırken yatarak uzanarak
değil, sınav konumuna uygun şekilde çalışılmalıdır.
Çocuğunuz çalışırken "şu kadar net yapmalıyım,
şu puanın altına düşmemeliyim" şeklinde saplantıları
varsa bu tarz düşünmekten vazgeçmelerini telkin
edin çünkü bu tarz düşünceler gerginlik yaratır.
Artık sınav sözcüğünü evde kullanmamaya gayret
edin. Konuyu ne kadar çok sınava getirirseniz
kaygıyı o kadar arttırırsınız. İyi bir puan alırsan
güzel bir tatile gideriz gibi sınava bağlı etkinliklerden
kaçının. "senin için şu kadar para harcadım, dersaneye
bu kadar para verdim" tarzı konuşmalar sadece
zarar getirir.
Çok sorulan sorular vardır. Sınav
öncesi kaçta yatsın, sınav sabahı ne yesin gibi.
Çocuğunuza sınav sabahı ne yemesini istiyorsanız
bir hafta boyunca onu yedirin. Saat kaçta yatıp,
kaçta kalkması gerekiyorsa son hafta hep o saatlerde
yatsın kalksın. Son gün ders çalışmasın, rahat
bir gün geçirsin. Kesinlikle bol koşuşturmalı,
yorucu bir gün değil, sakin rahat bir gün. Son
gün ağır ve rahatsız edici yemeklerden kaçınılmalı.
Ertesi güne yorgun uyanmasın. Veya sakatlanmasın.
Sınav öncesi gün (ya da daha önceden) sınava gireceği
okul mutlaka görülmeli. Gerekli kimlikler, kalem,
silgi gibi araç gereçler bir gün öncesinden ayarlanmalıdır.
Rahatlatıcı, sakinleştirici ilaçlar çocuğunuza
vermeyin (doktor tavsiyesi dışında) Çocuğunuz
sınav giderken anne ya da babasının herhangi birisinin
yanında olmasını istemiyorsa isteğine saygı duyun.
Çünkü ebeveynlerinden biri onda daha fazla kaygı
uyandırıyor olabilir. Sınav yerine saatinden önce
gitmeye özen gösterin. Başarılar dileğiyle
Fatma ATAM
Rehber öğretmen
Rehber Öğretmene elektronik posta
göndermek için:
fatma_atam@hotmail.com
tıklayın...
|