Büyük ya da küçük herkesin hayatta bir takım
korkuları var. Zaman zaman bizi tedirgin eden, ürküten, mutsuz
kılan ya da kaygılandıran; yani bize hiç hoş olmayan duygular
yaşatabilen korkularımız var.
Kimimiz gece olmasından ve karanlıktan
korkuyorken kimimiz yüksek seslerden, kimimiz evde yalnız
kalmaktan, kimimiz ise bir şeyleri başaramamaktan ya da
sevilmemekten korkabiliyoruz. Ama unutmamamız gereken şey,
aklımızla karanlıklara ışık yakabileceğimiz, zorlukları
aşabileceğimiz gerçeğidir. Gece karanlıkta gördüğümüzü
sandığımız çoğu belirsiz şekil, göz yanılmalarından ve bizim
hayalimizde yaratıp, görmeye çalıştığımız şekillerden ibarettir.
Işığı yaktığımız an ya da anne babamızı çağırdığımız an
rahatladığımıza, kendimizi rahat hissettiğimize göre bunların
gerçek olmadığını anlayabiliyoruz.
Asla unutmamız gereken şey şudur:Biz kendimizi ne
kadar iyi tanırsak, kendimizle ne kadar barışık olursak ve
gücümüze inanırsak, korkularımızın üstüne gider ve onlardan
güçlü olduğumuzu görmek için çaba harcarsak çok mutlu ve huzurlu
oluruz, yani kendimiz oluruz. Her şeyden önce yeteneklerimizi,
yapabileceklerimizi görmemiz gerekir. Arkadaşlarımızla neler
paylaşabiliyoruz, ne kadar özveride bulunuyoruz ve biz onlardan
ne bekliyoruz. Birilerinin istediği, yönlendirdiği kişi olarak
yaşayamayacağımıza göre atmamız gereken ilk adım kendimizi
tanımak, ne istediğimizi bilmek olmalıdır. Hayattan neler
bekliyoruz, eğitimimizi, geleceğimizi nasıl şekillendirmek
istiyoruz? İşte tüm bunların cevapları, içinde bulunduğumuz
zaman diliminde yavaş yavaş oluşturmaya başladığımız
koşullarımız, şekillendirdiğimiz geleceğimizi oluşturur.