Çocuklarını motive
etmek için kaygı ve tehdit yolunu tercih etmemeli.
“Bu gidişle
kazanamazsın, bu kadarcık çalışma ile bir şey olmaz” gibi
ifadeler sadece kaygıyı artırır ve çocuğun özgüvenini azaltır.
Çocuklarını
gerçekten çok iyi tanımalı ve çocuklar ile ilgili gerçekçi bir
beklenti içinde olmalılar.
Sınava ne kadar süre
kaldığını çocuklarına hatırlatmamalı.
Çocuklarını bir
başka çocukla kıyaslamamalı.
Deneme sınavı
sonuçlarını bir kriz olarak değil bir fırsat olarak
değerlendirebilirler. Şöyle ki, deneme sınavında alınan puanlar,
yapılabilenler ve yapılamayanların gerçekçi değerlendirmesi
yapılabilir bir sonraki sınava kadar neler yapılabileceğinin bir
stratejisi belirlenebilir. Zaten deneme sınavlarının amacı da
budur.
Çocuklarına sık sık
iltifat etmeli. Çünkü marifet iltifata tabidir.
Çocuklarının suflörü
değil anne – babası olmalarının daha önemli ve yararlı olduğunu
anımsatmak isterim. Eğer çocuğumuza fazla sufle veriyorsak
ezberletilmiş bir yaşam sunuyoruz demektir. Ezberletilmiş yaşam
ezberletilmiş bir bilgi gibidir.
Çocuklarımızın
duygularına önem vermeliyiz. Eğer çocuğunuza ders çalış
dediğinizde “ders çalışmaktan sıkıldım” derse “sık dişini üç ay
kaldı” dememeliyiz. Bunu dediğimizde çocuğumuzun duygusunu
önemsememiş ve onaylamamış oluyoruz. Bunun yerine “Ah! ne yapsak
acaba, evet anladım sıkılmışsın, bunu aşmak için nasıl yardımcı
olabilir” diyebiliriz.
Ne zaman ki genç ve
ailesi gözlerini sınav sonucuna çevirirler işte o zaman kaygıya
davetiye çıkarırlar. Sınavın sonucu ile ilgilenmek
konsantrasyonu olumsuz etkiler ve bu günün yeterince
değerlendirilmesini engeller.
Kaygı bulaşıcı bir
duygudur. Eğer anne – baba kaygılı ise bu kısa bir süre sonra
çocuğa da bulaşır.
Anne – baba ve çocuk
arasındaki gerçek iletişim sorun olmayan durumlarda gerçekleşir.
Bu nedenle anne – babalar çocukları ile konuşmak için sorun
olmayan durumları tercih etmeliler.
ETKİLİ
AİLE İLETİŞİMİ
Sevgili anne
babalar ;
Herkesin bildiği
bir söz vardır: “Eğitim ailede başlar” Her aile başarılı
çocuklar yetiştirmek ister. Bunu gerçekleştirmek için çocuğuna
her türlü imkanı hazırlar. Ancak unutulmaması gereken bir konu
daha vardır ki, o da çocuğun kimlik gelişimidir. Çocuğun içinde
bulunduğu dönemi nasıl atlattığı çocuğun hayatta kazanacağı
başarıları kadar önemlidir.
“Dünyadaki
aynalar gümüşlenmiş cam parçaları değil çocuklarımızdır. Çünkü
onlar sizi yansıtır. ” Çocuk gerçekten de aileyi yansıtır.
Ailedeki bireylerin kişilik yapısı çocuğun kişilik yapısını
şekillendirir.
Ailenin çocuğa
verdiği eğitimle çocuğun kişilik yapısı şekillenecekse aile
çocuğa nasıl bir eğitim vermeli? Öncelikle her aile çocuklarını
ayrı bir birey olarak görüp kişiliklerine , bağımsızlıklarına
saygı duymalıdır. Bunu yapmak için iletişim çok önemlidir.
Her şeyden önce
etkin dinlemenin bilinmesi gerekmektedir. Batılı psikolog
Publilus Syrus;”Çocuğuna servet bırakmak isteyen anne- baba, ona
iyi dinlemeyi öğretmelidir"diyor. Etkin dinleme için kişinin
söylediklerinin gerçek anlamlarının kavranması gerekir.
Duyulduğunu ve anlaşıldığını bilmek çok güzel bir duygudur.
Çocuklar sevgiye
tepki verirler.
Çocuğunuzun
söylediklerini duymak istemelisiniz.
Çocuğunuzun
duyguları sizinkinden ne kadar farklı olursa olsun onun
duygularını kabul etmelisiniz.
Duyguların
sürekli değil, geçici olduğuna inanmalısınız.
Çocuğunuzun ayrı
ve farklı bir birey olduğunu kabul etmelisiniz.
Çocuğunuzun
sorunları olduğunda yanında olmalı fakat sorunlarını kendisi
çözmesi için onu yalnızca cesaretlendirmelisiniz.
Çocuğunuzla
İletişiminize Engeller
Acaba hangimizin
gören bir bakışa, duyan bir kulağa gereksinimi yoktur? Dr.
Pire’nin “İnsanların çoğu duvar, çok azı da aralarında köprü
kurarlar” sözü günümüzün yoğun temposuna kendini kaptıran
insanların (yani bizlerin) arka plana ittiği çok önemli bir
gereksinimi vurguluyor. Özellikle çocuklarımızla olması gereken
yakınlaşma ve iletişim gereksinimi.
Evet ,
çocuklarımızla iletişimimize engel olan, konuşmalarımızı
yüzeysel kılan ve gerçek dinlemeyi engelleyen tavırlara bir göz
atalım:
Emir Vermek,
Yönlendirmek
Uyarmak, Gözdağı
Vermek
Ahlak Dersi
Vermek
Öğüt Vermek ve
Çözüm Önerileri Getirmek,
Öğretme, Nutuk
Çekme
UNUTMAYALIM!
Olumlu ilgi ,
çocuğunuzu mutlu eder, kendine olan güvenini artırır. Övme,
teşekkür, iftihar ve hayranlık gibi olumlu ilgi gösterme
şekilleri kişinin moraline gerçek bir katkıda bulunur.
Olumsuz ilgi ise
üzer ve yenik düşürür. Eleştiri ve gülünç bulma, hayal kırıklığı
ve güvensizlik kişiyi üzer ve yıpratır.
İster olumlu
ister olumsuz tüm etkiler ya fiziksel ya da psikolojiktir.
Etkiler:
Fiziksel, Psikolojik
Olumlu:
Öpme, kucaklama, okşama, sırtını sıvazlama, övme, teşekkür, göz
kırpma, takdir eden bir bakış