Çocuklarımız artık ""ergenlik"" diye adlandırdığımız bir geçiş
sürecinin içindeler. Ergenlik döneminde bulunan çocuklar
kendilerini tanıma yolunda büyük bir çaba harcayarak bir takım
sorulara cevap bulmaya çalışırlar. ""Ben kimim?"", ""Nelerden
hoşlanırım?"", ""Gücüm ve yeteneklerim nedir?"", ""Neleri
yapamam, neleri yapabilirim?"", ""Gelecekte ne olacağım?"" gibi
sorular onların kafasını sürekli meşgul etmektedir.
Bu anlamda ergenlik dönemi
ergenin kendini ilk kez tanımladığı ve kimliğine kavuştuğu bir
dönemdir. Bu dönemde hem aile hem okul olarak çocuklarımızın
ihtiyaçlarını doğru tespit edebilmeli ve onların bu hassas
dönemi en sağlıklı şekilde geçirebilmeleri için onlara destek
olmalıyız.
Bana Neler Oluyor?
Ortalama olarak kız çocuklar
erkeklere oranla yaklaşık iki yıl önce ergenlik dönemine
girerler. Ergenlik dönemine girişte yaşanılan coğrafi bölgenin
iklimi, genetik yapı ve bireysel farklılıklar gibi özellikler
etkilidir. Bu nedenle, ergenlik dönemi için kesin bir başlangıç
ve bitiş yaşı verilememektedir.
Ergenliğe geçiş olarak
bilinen ön ergenlik dönemi aslında bireyin kendini arada kalmış
hissettiği bir yaşam dilimidir. İçinde bulunduğu toplum, ebeveyn
ve öğretmenlerin onu artık hem bir çocuk gibi görmeyi bıraktığı
hem de yetişkin rolü ve işlevini tümüyle vermediği bu dönemde
farkında olmadan bireyin arada kalmışlık duygusu
pekiştirilebilmektedir.
Çocukluktan erişkinliğe geçiş olan ergenlik dönemi bireyde
gözlenebilen sürekli ve süratli bir gelişimi ve değişimi
kapsamaktadır. Bu gelişim ve değişimler; bedensel, psikolojik,
sosyal ve bilişsel alanlarda gerçekleşmektedir.
Fiziksel Değişimler
• Fiziksel değişimin hızlı ve fark edilir olması
ergenin kendini kabullenmesi sürecinde iç huzursuzluğu
yaşamasına neden olabilir.
• Bu dönemde fiziksel değişim içindeki ergenin en çok çelişkide
kaldığı durum; bedenini kabul etmek ve reddetmek arasında
kalmaktır.
• Yeni beden biçimi ile aşırı ilgilenir, kendisini inceler ve
kusurlar arar.
• Giyime, saçlarına, süslenmeye düşkünlük gösterir. Zayıflık,
şişmanlık, boyun uzun veya kısa oluşu sorun olmaya başlar. Bu
dönemde vücudunu gizlemeye önem verebilir, hiç kimse tarafından
değişen bedeninin görülmesini istemeyebilir. (Özellikle
giyinirken odasına girilmesinden hoşlanmayabilir; bedenini bol
kıyafetlerin altında saklamaya çalışabilir.)
• Bazen de ilgi çekmeye çalışmak ve kendisini bir gruba ait
hissetmek adına saçlarını farklı kestirmek ve jöle sürmek gibi
davranışlarda bulunabilir.
Psikolojik ve Sosyal Değişimler
• Ergen, anne-babadan kopabilmek
ve farklı olduğunu ispatlamak için, hırçın, saygısız, acımasız,
yıkıcı, düzensiz ve kurallara uymayan ya da aldırmaz, içe
kapanık, şüpheci vb. davranışlar sergileyebilir.
• Yaşadığı gerginlik nedeniyle kavga ve dargınlıklara hazırdır.
Kardeşiyle, arkadaşıyla, anne – babasıyla çekişme ve itişme
halindedir.
• İlişkilerinde bağımsız, güçlü bireyler olduklarını sergilemeye
çalışmalarına rağmen güç durumda ve çaresiz kaldıkları zaman
ailelerinin desteğine ve ilgisine ihtiyaç duyabilirler.
• Yalnız kalma isteği vardır. Kendini toplumdan soyutlar, ev
halkı ile yapılan etkinliklere katılmak istemez.
• Daha önceleri oynadığı oyunlardan bıkmıştır, oyunları çocukça
bulur.
• Uzun süre bir yerde oturamaz, gergin ve huzursuzdur.
• Duygusal durumda iniş ve çıkışlar görülmektedir. Bazen hassas
ve duyarlı bazen abartılmış öz eleştiri göze çarpar.
• Çabuk heyecanlanır, öfkesini kontrol edemez.
• Hiçbir şeyden hoşnut olmaz, her söyleneni kendine yöneltilmiş
bir eleştiri olarak algılar. Başkalarının kendisini anlamadığını
düşünür, aile ve okul yaşamında kendi fikirlerine önem
verilmesinden hoşlanır.
• Her şeyi herkesten daha iyi yapabileceklerine inanır ve buna
uygun davranışlarda bulunur.
• Bu dönemde hemcinsleri ile arkadaşlık ilişkileri daha
yaygındır. Arkadaşlarının düşünceleri ailenin isteklerinden daha
önemlidir. Bunun sonucunda da aynı düşünce ve istekleri olan
arkadaşların bir araya geldiği gruplara bağlanma dikkati çeker.
Grubun liderliğini mutlak otorite olarak kabul eder ve grup
kararlarına uygun davranışlarda bulunur.
• Hayal kurma ve hayallerindeki kişilerin yerine geçme isteği
gözlenebilir.
• Hayranlık duyduğu ve örnek almaya çalıştığı sinema, tiyatro
artistleri, pop müzik starlarını taklit etmeye çalışabilir.
Odasını bu kişilerin afiş ve posterleri ile süslemek gibi
davranışları vardır.
• Kendi için özel olan cinsel yaşamı ile ilgilidir. Bu konuda
sürekli araştırma yapar.
• Kızlar için anne, erkekler için baba model olmaya başlar.
Bilişsel Değişimler
Derslerde ve belli yeteneklerde
cinsiyet faktörü görülmeye başlanır. Kızlar okuma, yazma ve
genellikle sözel yeteneklerde; erkekler ise uzay ilişkileri ve
mekanik yeteneklerde daha başarılı olurlar.
Bu dönemin sonuna
doğru daha soyut düşünebilir, çeşitli seçenekleri görebilir,
bilgi ve becerilerini değişik durumlara aktarıp varsayımlara
dayalı düşünme yönünden de gelişirler.
Problem çözerken mantıksal yollar kullanma ve alternatifleri göz
önünde bulundurma eğilimi artar.
Ergenle İletişim
Ergenin
davranışlarına rehberlik edecek değerleri kazanması ve sosyal
yönden sorumluluklarını öğrenmesi konusunda yardıma ihtiyacı
vardır. Normal şartlarda ergenin bu ihtiyacını karşılayan ve
ergenin yaşamında etkili olan toplumsal kurum aile olmalıdır.
Aile ortamında gördüklerinin, olgunlaşmakta olan
ergenin kişilik yapısını biçimlendirmede çok derin etkisi
vardır. Anne-baba ile çocuk arasındaki belli başlı ilişkiler,
ergenin bunu algılaması ve anlamlandırmasını etkiler.
Anne-babayla çocuk arasındaki ilişkilerin ilk bakışta hayli
uyumlu olduğu sanılırsa da gerçekte karmaşık ve çok yönlü
niteliği unutulmamalıdır.
Ergenlik döneminde, ergen isyankar davranışının
yanında anne-babanın desteğine ihtiyaç duyar. Bu düşünce ergenin
iç çatışmalar yaşamasına neden olabilir.
Ergene karşı yetişkinin baskı ve yasaklara dayanan
disiplin anlayışı, olumlu ve yapıcı olması gereken bu evreyi
çatışmalarla dolu olumsuz bir döneme dönüştürebilir.
Ergenle İletişimde Aileyi Neler
Bekler?
• İlişkide ilk temel nokta
güvendir. Ergen, anne babasına güven duyduğu sürece sorunlarına
onları da ortak eder ve çözümü kolaylaştırmış olur. Diyalogun
çocukluk yıllarından bu yana kopuk oluşu, ergenin bu dönemde
anne babasıyla zıtlaşmasına, kutuplaşmasına neden olabilir.
• Kurulacak ilişki ergenin haklarıyla sorumlulukları arasında
denge kurabilecek nitelikte olmalıdır.
• Aile içinde ergene yönelen farklı tutumlar ergenin kararsızlık
ve tutarsızlığını arttırabilir. Örneğin: ""Sen daha çocuksun,
daha bilemezsin"" diyen bir yetişkinin bir gün sonra ""Artık
kocaman adam oldun hala bilemiyorsun"" şeklindeki suçlaması
ergeni dengesizliğe itebilir.
• İletişim kurmanın ana özelliklerini ebeveynden alıp daha sonra
şekillendireceği için, ergenin model alacağı anne babaya
ihtiyacı vardır.
• Ergen anne babanın veya arkadaşlarının ölçüleri içinde değil,
kendi ölçüleri içinde değerlendirilmeyi ister. İletişimde sosyal
kabul ve onay bekler. Davranışlarının temelinde, başkaları
tarafından beğenilmek, kabul edilmek isteği ile şiddetli bir
bağımsızlık arzusu ve yetişkinlere kendini bağımlı kılan
bağlardan kurtularak, kendi kişiliğini kanıtlama gereksinimi
bulunmaktadır. Ergenin özerkliği için sürdürdüğü savaşım sadece
ailesine karşı değil, tüm otoriteye karşıdır.
• Ergen iletişimde anlaşıldığını bilmek ve varolan potansiyelini
ortaya çıkarmak için desteklenmek ister. Bu nedenle, ergenin
anlaşılabilmesinin yollarından birisi de aktif dinlenilmesidir.
Anne Babalara Öneriler
• Bu dönem ergenin kendisi için
olduğu kadar, anne – baba için de sıkıntılı bir dönemdir.
• Ergene karşı tutarlı davranışlar sergileyin.
• Ergenle ilgili sorunları onunla yalnızken ve zamanında
paylaşın. Asla bir kaç sorunu birlikte ele almayın.
• Vaktiniz sınırlı ise bu durumu ona anlatarak uygun bir zaman
bulmaya çalışın, geçiştirmeyin.
• Sorunları onun bakış açısından görmeye çalışın.
• Sürekli ikaz etmekten kaçının. Sadece yanlışlarını değil,
doğrularını da yakalamaya çalışın.
• Akranları ile kıyaslama yapmayın.
• Arkadaşlığın birinci derecede önemli olduğu bu dönemde
arkadaşlarını ve ailelerini tanıyın, onlara da arkadaşça
yaklaşın. Yanlış olduğunu düşündüğünüz arkadaşlıklarının
beğenmediğiniz yönlerini görmesine imkan ve zaman verin.
• En hassas olduğu konu çocuk yerine konulmasıdır. Bu nedenle
çocuk yerine koymayın.
• Ergenin kendisi olmasına izin verin. Onu bir birey olarak
kabul edin, düşüncelerini ifade etmesi için ona fırsat tanıyın.
Öğüt verici ve ""Benim gençliğimde…"" diye başlayan
konuşmalardan kaçının.
• Ergeni ilgilendiren bütün konularda, her iki tarafın
isteklerinin belirlenerek bir orta noktaya varılması en iyi
çözüm yoludur. Kararları onunla birlikte verin.
• İletişim kurarken onu mutlaka dinlediğinizi gösterin, bu
şekilde kendisini önemli hissetmesini sağlayabilirsiniz.
• Ergenin sahip olamadıklarına üzülmek yerine, sahip olduklarına
sevinin.
• Duygusal iniş-çıkışlar şeklindeki tepkilerinin size veya
kişiliğinize karşı olmadığını, ergenliğin bir özelliği olduğunu
kabul edip ergeni biraz rahat bıraktığınızda onun da
sakinleştiğini fark edeceksiniz.
• Kendine güvenmeyen ergenin yapabildiklerini görmesini
sağlayın, yeterli olduğu konularda onu destekleyin ve teşvik
edin. Örneğin, basketbolda başarılı olmayan bir ergeni yüzmeye
yönlendirmek gibi…
• Ergene yargılayıcı veya suçlayıcı davranırsak, onunla
iletişimimizi koparır ve kendimizden uzaklaştırırız.
İnsan ;
• 0 – 9 yaşında, “ Babam her şeyi biliyor ve çok güçlü... “
• 10- 13 yaşında “Azda olsa babamın da bilmediği şeyler var
galiba...”
• 14 – 18 yaşında “ Babam aslında pek fazla bir şey
bilmiyor...”
• 19 - 25 yaşında “Babamda bir şeyler biliyor....”
• 26 - - “Aaah ah!!! Şu rahmetli olsa da işleri nasıl
yapacağımızı bir sorsak.”