BESLENME
Okulumuzun yemek hizmetleri okulumuz mutfağında aşçımız ve personelimiz tarafından verilmektedir. Yemeklerimiz öğretmenlerimiz tarafından kurum müdürünün bilgisi eşliğinde hazırladıkları, aylık yemek listesine göre mutfağımızda yapılmaktadır.
Anaokulumuzda yemekler, görevli bayan servis elemanları tarafından öğrencilerimize servis edilmektedir.
Yemek listelerinin hazırlanmasında öğrencilerin günlük kalori ihtiyaçları göz önünde bulundurulmakta, mümkün olduğunca onların severek yiyeceği yemeklere öncelik verilmekte birlikte her çocuğun tadarak damak zevkini geliştirmeyi amaçlayan farklı yemek çeşitleri de bulundurulmaktadır.
BESLENME ALIŞKANLIĞI
İstanbul
Diyetisyen
Okul Öncesi Çağı Çocukların Beslenmesi
OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN ENERJİ VE BESİN ÖĞESİ İHTİYACININ KARŞILANMASI
Bu çağ 1-5 yaş arasını kapsamaktadır. Daha öncede belirtildiği gibi bir yaşına
gelen bir çocuk her türlü besine alıştırılmış olmakta ve aile ile birlikte
sofraya oturmaktadır. Bu yaştaki çocukların günlük enerji ve besin öğeleri
ihtiyacı çocuğun yaşına göre değişmekle birlikte aşağıdaki besin grupları ile
karşılanmalıdır.
Bu dönemde en önemli nokta çocuğun iyi bir yemek yeme alışkanlığını kazanmış
olmasıdır. Çocuk ilk duygusal bağlarını kendisini besleyenle kurmaktadır. Bu
bakımdan çocukların yemek yeme alışkanlığını kazanmasında ailedeki büyüklerin
özellikle de annenin tutumunun çok önemli bir yeri bulunmaktadır.
Bu dönemde beslenmede en önemli sorunlar çocukların yanlış beslenme alışkanlığı
kazanmalarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum öncelikle. malnütrisyon
dediğimiz yetersiz ve dengesiz beslenmeye yol açmaktadır. Anneler çocuklarının
günlük besin ihtiyaçlarını bilmediklerinden ve beslenmeyi karın doyurma olarak
düşündüklerinden çocuğu genellikle tek tip besinlerle beslemekte veya besin
değeri düşük olanları vererek ihtiyacını karşılayamamasına neden olmaktadır.
Bunun sonucunda çocuğun büyüme ve gelişmesi, yavaşlamakta ve durmaktadır ve
hatta kazandığı ağırlığı bile kaybedebilmektedir. Bu yaşlardaki yetersiz ve
dengesiz beslenme durumunda fiziksel gelişimin yanı sıra zeka gelişimi ve
öğrenme yeteneklerinin de olumsuz yönde etkilendiği görülmektedir. Daha sonraki
yaşlarda çocukların fiziksel gelişimleri beslenme durumlarının iyileştirilmesi
ile bir dereceye kadar düzelebildiği halde mental gelişimlerindeki bozukluğun
yeterli ve dengeli beslenen çocukların düzeyine erişemediği görülmekte ve bu
durum okul çağında kendisini göstermektedir. Bilindiği gibi çocuklarda beyin
gelişiminin 1/3'ü anne karnında olmakta, geriye kalan gelişim doğumdan sonra
devam etmekte ve 5 yaşına kadar tamamlanmaktadır. Beyin hücreleri yapıldıktan
sonra yenilenmediği için gelişme döneminde yeterli besin sağlanamazsa meydana
gelen bozukluk hayat boyu devam etmektedir.
Bu yaş grubu çocuklarda görülen diğer sorunlar da yemek yemeye bağlı olarak
ortaya çıkmaktadır. 0-1 yaş devresinde çocuğa ek besinlerin zamanında
verilmemesi ondan sonraki yaşlarda süt kıvamında olmayan pütürlü besinleri
almasını güçleştirmektedir.
Ailenin kendi çocuğunu başka çocuklarla karşılaştırarak onlara ihtiyacından
fazla besin vermesi ya şişmanlık sorununun ortaya çıkmasına veya çocuğun
besinlere isteksizlik duymasına ve yemek istememesine yol açmaktadır.
Ailelerin çocuk beslenmesi ve besinler konusundaki yanlış batıl inançları ve
sosyal adetleri çocuğun yetersiz ve dengesiz beslenmesinin ve bazı besinlere
alışamamasının bir diğer nedeni olmaktadır.
0-1 yaş döneminde çocuğa sürekli aynı tattaki besinlerin verilmesi ileride hep
aynı tür besinleri yemek istemesine ve yemek seçmesine neden olmaktadır.
Genellikle yemek saatlerinde aile fertleri arasında yaratılan kötü ortam çocuğun
bu saatleri korku ile beklemesi, iştahının azalmasına neden olabilmektedir.
Çocuğa yemek aralarında şekerlemeler, pasta, bisküvi ve kurabiye verilmesi
çocuğun esas öğünlerdeki besinleri almasını engellemekte ayrıca bu besinler diş
çürümelerine de neden olmaktadır.
Çocuğun iyi davranışlarda bulunduğu zamanlarda dondurma, şeker, çikolata ve
benzerleri ile ödüllendirilmesi bazı besinlerin beslenme değerleriyle zıt değer
kazanmasına yol açmaktadır.
Bütün bu durumları göz önüne alarak çocuğa iyi bir yemek yeme alışkanlığının
verilebilmesi için ailelere şu hususlara dikkat etmeleri önerilmektedir:
1. Çocuk rahat ve dinlenmiş olarak sofraya oturtulmalı (böylece yemek yerken
yorulmaz)
2. Çocuğun kullanacağı kaşık ve çatal çocuğun eline ve ağzına uygun büyüklükte
olmalı, oturuş yüksekliği masaya göre ayarlanmalı
3. Yemeğini kendisinin yemesi beklenmeli, yemek yerken yetişkinler kadar
becerikli olması beklenmemeli, üstüne ve etrafına dökmesini önlemek için
koruyucu önlük ve örtü kullanılmalı
4. Yemek zamanında neşeli ve mutlu bir atmosfer yaratarak, bu saatlerin çocuğu
mutlu yapan saatler olması sağlanmalı
5. Yemeklerdeki porsiyon miktarları küçük olmalı ve çocuğun ihtiyacı olduğunda
yardım edilmeli
6. Çocuğun yemek seçmesini önlemek için 0-1 yaş döneminde değişik tattaki ek
besinlere alıştırmalı
7. Genelde alması gereken ek besinler üç öğünde verilmeli, gerekirse ikindi de
meyve ve meyve suyu, yatarken de süt içirilmeli (yemek aralarında şekerlemeler,
kola, pasta, bisküvi ve kurabiye verilmesi yanlıştır).
8. Eğer ailenin yeterli ve dengeli bir beslenme düzeni varsa çocuk için özel
yemek hazırlamak gerekmemektedir. Yalnız çocuğun dişleri tamamlanmadığı için
çiğnemesi güç yiyeceklerin yumuşak bir duruma getirilmesi gerekir. Ayrıca
yemeklere ilaveten çocuğa biraz süt, muhallebi veya yoğurt verilmelidir.
ÇOCUKLARA SAĞLIKLI BESLENME ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMA
Çocukların beslenme alışkanlıkları; ailenin sosyal ve ekonomik durumu, eğitim
düzeyi, alışkanlıkları, gelenek ve görenekleri, dinsel inançları, çevre
koşulları gibi çok çeşitli etkenlerin etkileşimi ile oluşur. Yeterli ve dengeli
beslenme düzeni, iyi alışkanlıkları olan ailede büyüyen ve zamanında ek besinler
verilmeye başlanan çocuklara iyi beslenme alışkanlıkları kazandırmak kolaydır.
Bu çocukların beslenmesinde önemli sorun çıkmaz. Kazandırılması gereken
davranışlar ancak sağlam bir eğitimle yerleştirilebilir.
Çocuğa iyi beslenme alışkanlığı kazandırmada; annenin ve öteki aile bireylerinin
çocuğa ve birbirlerine davranışlarının uyumlu, ölçülü, tutarlı ve sevecenlik
içinde olması önemli rol oynar. Çocuğu eğitmek görevini ve sorumluluğunu
paylaşan bireylerin, çocuğun beslenmesi konusunda hoşgörülü ve anlayışlı
davranışlarında bir sınırlılık olması gerekir. Ancak sınırların da sınırları
aşılmamalıdır. Katı yasaklar ve cezalandırma, sınırsız hoşgörü, çocuğun her
istediğini verme ve yapma gibi davranışlarla iyi alışkanlıklar kazandırılamaz.
Aile bireylerinin tutum ve davranışlarının ölçüsüz ve dengesiz olması, çocuğun
ruhsal durumunun değerlendirilememesi, eğitim düzeyinin düşük olması, değer
yargılarının gerçekçi olmaması, bireyler arasında uyumsuzluk gibi çok çeşitli
etkenler çocuğun beslenmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını zorlaştırır.
Çocuk, aile bireylerinin beslenme konusunda söylediklerinden çok yaptıklarından
etkilenir ve onların yaptıklarını taklit eder.
Beslenme saatleri ve aile sofrası, çocuğun beklediği mutlu bir olay durumuna
getirilmelidir. Aile sofrasında tartışma, sürtüşme, acı ve üzüntü verici
konuşmalar yapılmamalı, çocukla da ilgilenilmelidir. Büyükler; belirli
yiyecekleri sevmediklerinden; çocuğun az yediğinden, iştahsız olduğundan ve bazı
besinleri sevmediğinden söz etmemeli, başka çocuklarla karşılaştırma
yapmamalıdırlar. Kendi kendine yeme becerisi gelişinceye dek çocuğa yardım
edilmeli, sonra çocuğun kendisinin yemesi sağlanmalı, çocuğa aşırı yardım
edilmemelidir. Anlayabilecek yaşta ise, çocuğun hoşuna gidebilecek konuşmalar
açmalı, ilgisi yönlendirilerek sorularından ve fırsatlardan yararlanılarak iyi
alışkanlıklar kazanmasına yardım edilmelidir. Yine, kendi kendine yiyebilecek
çocuğa başkasının yedirmesi de doğru değildir.
Çocuk beslenmesinde yapılan yanlışlardan biri de, çocuğun isteklerini ön plana
alarak tek lezzetteki besinlere alıştırılması, bazılarına ise diyette yeterli
yer verilmemesidir. Örneğin çocuk, şeker, çikolata ve benzeri tatlılara aşırı
düşkünlük gösterecek şekilde alıştırılır, bunlar ödüllendirme, avutma,
sevindirme aracı olarak kullanılır; diyette zamanında sebze ve meyve
bulundurulmaz. Bu durumları önlemek için, çocuk küçükken yemeğinde her
lezzetteki besinlere yeterince yer verilmelidir. Yemek ve kahvaltı sırasında ya
da aralarında şekerleme, pasta, kurabiye, kolalı içecek ve benzerlerine
alıştırılmamalı, yalnız bu tür besinlere yasak da konmamalıdır.
Çocuk, zevk aldığı bir oyun oynarken yemeğe çağrılmamalı, gerekirse yemeğe
yakın, ilgisi başka yöne kaydırılmalıdır. Yorgun, huzursuz ve kuşkulu olduğu
anlarda yedirilmeyip biraz beklenmelidir. Bu anlarda yemeğe zorlanırsa,
beslenmeye ilgisi azalacağı gibi sindirim güçlüğü de çekebilir. Ayrıca,
yiyeceklerin çok sıcak ve soğuk da olmaması gerekir.
Okul öncesi çocuklarına kişisel temizlik alışkanlıklarının da kazandırılması
gerekir. Yemekten önce ve sonra ellerinin yıkanması, dişlerinin temizliği,
yıkanmadan meyve yenilmemesi gibi konularda çocuklara iyi alışkanlıklar
kazandırılmalıdır. Çocuğa, sağlıklı beslenme, kişisel bakım ve temizlik
kurallarına uyma, günlük yaşantının olağan bir parçası olarak benimsetilmeli; bu
konularda aile büyükleri öğüt vermekten çok örnek davranışlarda bulunmaya özen
göstermelidirler.
Çocuklara dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmada sık yapılan ve yapılmaması
gereken davranışlardan bazıları şunlardır:
1. Zorlama, tehdit, korkutma: Zamanında ve yeterli miktarda yemediği, etrafı
kirlettiği, çok yediği için ya da başka nedenlerle çocuğa maddi ve manevi baskı
yapmak, bağırmak, korkutmak, zorla yedirmeye çalışmak, cezalandırmak gibi
davranışlar çocuk üzerinde sonradan düzeltilemeyecek zararlı izler bırakır ve bu
yollarla iyi sonuç alınmaz.
2. Çocuğun her istediğini yapmak ve yedirmek: Çocuğa aşırı ilgi göstermek,
sonsuz hoşgörü, onun isteklerine boyun eğmek, ne istiyorsa yapmak, vermek gibi
davranışlar çocuğa iyilik değil kötülüktür. Sınırsız hoşgörü ile, ölçülü,
dengeli bir kişilik yapısı gelişemez.
3. Eğlendirerek yedirmek: Şarkı söyleyerek, dans ederek, televizyon
seyrettirerek, peşinde dolaşarak ya da benzeri hareketlerle ilgisini başka
yönlere kaydırma yoluyla çocuğa yemek yedirmeğe çalışmak doğru değildir.
4. Acele ettirmek ya da oyalamak: Çocuk yemek yerken çok acele ettirmek,
gereksiz yere oyalanmasına göz yummak uygun bir tutum değildir.
5. Yarıştırma, kıskandırma: Yeterli yemediği için başka çocuklardan cılız ve
çelimsiz olduğunu, başka çocukların iyi yediğini söylemek, kıskançlık duyurarak
yedirmeye çalışmak gibi davranışlar yanlıştır.
6. Pazarlık, yalvarma, ödüllendirme: Yemeğini ya da belirli bir yiyeceği yediği
taktirde çocuğa oyuncak, şekerleme, çiklet almaya söz vermek, istediği bir yere
götürmeyi beslenmeyle “pazarlık” konusu yapmak ve yemesi için yalvarmak gibi
davranışlar doğru değildir. Bir an için olumlu sonuç alınabilirse de, bu ve
benzeri yollarla çocuk eğitilemez. Yemeği, istediğini elde etmek aracı ve
pazarlık konusu yapmaya başlayan, dediğini ailesine yaptıran bir çocuk üzerinde
bir disiplin kurmak bir yana, aile çocuğun tutsağı olmaya başlar. Bir an için
sevinç kaynağı olabilen bu “kolay elde etmeler, kolay ödüller” yaşam boyu
mutsuzlukların, başarısızlıkların, tutarsızlık ve uyumsuzlukların başlangıcı
olur.
Çocuğun beslenmesi ve eğitim sorumluluğunu taşıyan bazı kişiler çocuğun ne
pahasına olursa olsun yemesini isterler ve genellikle başka türlü
yediremediklerinden, yukarıda belirtilen yollara başvurduklarından yakınırlar.
Oysa, çocuk sağlıklı ise zorlamadan, üzerine aşırı düşülmeden de yemeğini
yiyebilir. Aşırı çaba gösterme yerine, çocuğun birkaç öğün yeterince yememesini
sorun haline getirmemeli, yiyecek istemesi beklenmelidir. Çünkü normal olan
çocuk birkaç öğün az yemekle bir şey olmaz. Normal olan çocuk acıkacağından,
onun yemek istemesinin beklenmesi daha doğru olur. İştahsız ve büyüme geriliği
olan çocuklarda bir hastalık olabileceği düşünülmeli ve doktor kontrolünden
geçirilmelidir.
İyi beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasında çocuğa yalnız kısa süreli zevk
verecek davranışlarda değil, daima çocuğun geleceği de düşünülerek sevecen,
hoşgörülü olması, disipline dayanan eğitim yolu uygulanmalıdır. Bunun sınırları
çocuğun yapısal, psikolojik ve sosyal çevresinin özelliklerine göre
belirlenmelidir.