Anne yada baba
olmak, insan hayatının en önemli aşamalarından biridir.
Her anne baba bu işlevi yerine getirirken çocuğunun tüm
ihtiyaçlarını karşılamak ister.Günümüzde anne babalar
çocuklarının yetiştirilmesine daha da özen
göstermektedirler.Bu özen,beden sağlığında olduğu kadar;
ruh sağlığında da görülmektedir.Anne babalar
bilmektedirler ki çocuklarının kişiliğinin oluşmasında
kendilerinin payı çok büyüktür.Anne baba olmanın okulu
yoktur denir,bu iş bir beceri,bir sanat işidir.Ancak
çocuk yetiştirmenin bilimsel ilke ve yöntemleri
vardır.Bu ilkeler çoğunlukla evrenseldir. Çağdan çağa
bazı değişmeler gösterse de, temeldeki ilkeler büyük bir
değişime uğramamaktadır.
Çocuklarımızı
yetiştirip geliştirirken, onları ayrı bir kişilik
geliştiren bireyler olarak görmeden, sözlerine kulak
vermeden, davranışlarının anlamı ve nedenleri üstünde
düşünmeden iyi tanıyamaz ve sağlıklı biçimde
yetiştiremeyiz.
Çocuğumuzun
gelişimini ve başarısını etkileyen en önemli
faktörlerden biriside anne baba tutumu ve yaşama
şartlarıdır.Bu konuda çocuklarımız adına yapabileceğimiz
küçük fedakarlıklar onların başarılarını devam
ettirebileceği gibi, mutlu bireyler olarak topluma
katılmalarını da sağlayacaktır.(alıntı)
BİR PULSUZ
DİLEKÇE
Sevgili Anneciğim ve Babacığım,
Bütün
duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim size şunları
söylemek isterdim;
Sürekli bir büyüme ve değişme
içindeyim...”Sizin çocuğunuz” olsam da sizden ayrı
bir kişilik geliştiriyorum…
Beni tanımaya ve anlamaya çalışın…
Deneme ile öğrenirim...Bana ayak
uydurmakta güçlük çekebilirsiniz…Oyunda, arkadaşlıkta ve
uğraşlarımda özgürlük tanıyın...
Beni her yerde, her zaman korumaya
kalkmayın… Davranışlarımın sonuçlarını kendim
görürsem daha iyi öğrenirim… Bırakın, kendi
işimi kendim göreyim…Büyüdüğümü başka nasıl anlarım..?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra
yaşımdan küçük davranmaktan kendimi alamıyorum.Bunu
önemsemeyin…Ama, siz beni şımartmayın.. Hep çocuk kalmak
isterim sonra…Her istediğimi elde edemeyeceğimi
biliyorum… Ama siz verdikçe de almadan edemiyorum… Bana
yerli yersiz söz de vermeyin… Sözünüzü tutmayınca
sizlere güvenim azalıyor… Bana kesin ve kararlı
davranmaktan çekinmeyin…Yoldan saptığımı görünce beni
sınırlayın... Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini
beğendiğimi söyleyemem... Ancak, hiç kısıtlamayınca ne
yapacağımı şaşırıyorum… Tutarsız davrandığınızı görünce
hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan edemiyorum...
Öğütlerinizden çok
davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın…Beni
eğitirken ara sıra yanlışlar yapabilirsiniz…Bunları
çabuk unuturum…Ancak, birbirinize saygı ve sevginizin
azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder…
Çok konuşup çok bağırmayın… Yüksek
sesle söylenenleri pek duymam…Yumuşak ve kesin sözler
bende daha iyi iz bırakır… “Ben senin yaşındayken…” diye
başlayan söylevleri hep kulak ardına atarım. Küçük
yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın… Bana
yanılma payı bırakın… Beni, korkutup sindirerek,
suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın…
Yaramazlıklarım için beni kötü çocukmuşum gibi
yargılamayın…Yanlış davranışım üzerinde durup
düzeltin… Ceza vermeden önce beni dinleyin… Suçumu
aşmadığı sürece cezama katlanabilirim…
Beni, dinleyin…Öğrenmeye
en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır…
Açıklamalarınız kısa ve özlü olsun… Beni yeteneklerimin
üstünde işlere zorlamayın… Ama başarabileceğim işleri
yapmamı bekleyin… Bana güvendiğinizi belli edin… Beni
destekleyin, hiç değilse çabamı övün…
Beni başkalarıyla
karşılaştırmayın, umutsuzluğa kapılırım…Benden
yaşımın üstünde olgunluk beklemeyin… Bütün kuralları
birden öğretmeye kalkmayın… Bana süre tanıyın… Yüzde yüz
dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin… Beni köşeye
sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım… Sizi çok
bunaltsam bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin…
Kızgınlığınızı haklı görebilirim ama beni aşağılamayın…Hele
başkalarının yanında onurumu kırmayın… Unutmayın
ki; ben de sizi yabancıların önünde güç durumlara
düşürebilirim… Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca
açıklamaktan çekinmeyin… Özür dileyişiniz size olan
sevgimi azaltmaz, tersine beni size daha çok
yaklaştırır…
Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha
iyi görüyorum… Bana kendinizi “yanılmaz”
ve “erişilmez” göstermeye çabalamayın…
Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur…
Biliyorum; ara sıra sizi üzüyor, belki
de düş kırıklığına uğratıyorum… Bana verdiklerinizin
yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da
biliyorum… Yukarıda sıraladığım istekler size çok
geldiyse, birçoğundan vazgeçebilirim… Yeter ki beni ben
olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın…
Benden “örnek çocuk”
olmamı istemezseniz, ben de sizden “kusursuz
ana-baba” olmanızı beklemem… Sevecen ve
anlayışlı olmanız bana yeter…
Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde
değildi… Ama seçme hakkım olsaydı eğer, sizden
başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim.
Sevgiler
Çocuğunuz
ÇOCUK
EĞİTİMİNDE AİLENİN ROLÜ
Çocuklarımızın
eğitim-öğretim hayatı boyunca en önemli görevler anne ve
babaya aittir.Çocuk açısından eğitim hayatı boyunca
aileden gördüğü destek büyük önem taşır.Bu bakımdan anne
ve babalar için temel olan kendi beklentileri ile
çocukların yetenek ve potansiyelleri arasında dengeli
bir bekleyişe girmeleridir.Anne-babanın mükemmeli
isteyen sürekli eleştirici tutumu,çocuğun
başarısızlıklarını sık sık cezalandırma yoluna
gitme,çocuğa olumsuz kişilik özelliklerine ilişkin
sıfatlar yükleme (tembellik,haylazlık gibi)sadece
çocuğun kendine olan güvenini zedeler ve başarı düzeyini
daha da aşağıya çeker.Buna karşılık dikkat etmemiz
gereken noktalar arasında şunlar sayılabilir.
*Tecrübelerinizi ve yaşantılarınızı
çocuğunuzla ne kadar paylaşmaya çalışırsanız çalışın
çocuğunuz da sizin geçtiğiniz yollardan geçmek
zorundadır.Böylece çocuk; kendi yeteneklerini daha iyi
anlama ve tanıma fırsatı bulur.
*Çocuğunuzun
sevildiği,istendiği ve önemli olduğu duygusunu
kazanmasına izin veriniz.
*Çocuğun aldığı hatalı sonuçları
eleştirmek yerine yavaş yavaş ve incitmeden daha iyi
sonuçlar almasına yardımcı olmaya çalışınız.
*Çocuğun sorumluluk yüklenmeye hazır
olduğu zamanları biliniz ve olanak tanıyınız.
*Çocuğunuz başarı gösterdiğinde
takdir ediniz.
*Çocuğa karşı farklı tutumlar
sergilemekten kaçınınız.
*Ceza vermekten çok teşvik edici
olunuz.Hem çabayı hem de başarıyı teşvik ediniz.
*Uygulamayı düşünmediğiniz bir cezayı
tehdit olarak kesinlikle kullanmayınız.
*Açıkladığınız kurallarda kararlı
olunuz, dönüş yapmayınız.
*Aşırı sevgi,aşırı korunma ve aşırı hoşgörü ile aşırı
disiplinin zarar getireceğini unutmayınız.
*Çocuğunuzu asla başkalarıyla yarıştırmayınız.
Enes ŞİŞMAN
(alıntı)
EĞER BİR ÇOCUK;
Sürekli
eleştirilmişse,
Kırmayı ve
ayıplamayı öğrenir.
Kin
ortamında büyümüşse,
Kavga etmeyi
öğrenir.
Alay edilip
aşağılanmışsa,
Sıkılıp
utanmayı öğrenir.
Devamlı utandırılarak terbiye
edilmişse,
Kendini suçlamayı öğrenir.
EĞER BİR ÇOCUK;
Hoşgörü
içinde yetiştirilmişse,
Sabırlı olmayı
öğrenir.
Desteklenip,
Yönlendirilmişse,
Kendine güven
duymayı öğrenir.
Övülmüş ve
beğenilmişse,
Taktir etmeyi
öğrenir.
Hakkına
saygı gösterilerek büyütülmüşse,
Adil olmayı
öğrenir.
Güven ortamı
içinde yetişmişse,
İnançlı olmayı
öğrenir.
Aile içinde
dostluk ve arkadaşlık görmüşse,
BU DÜNYADA MUTLU OLMAYI ÖĞRENİR.
DOROTHY
NOTRE
Çocuk
Eğitimi
Her çocuk
ayrı bir dünyadır.Çocuk yetiştirmek ise en kutsal,en
büyük,en zor ve hayat boyu devam ettirilmesi gereken en
önemli sanattır.Gelecek açısından düşünüldüğünde bu
konunun önemi her geçen gün çok daha iyi
anlaşılmaktadır.Daha doğacak çocuk anne karnındayken
anne babaların kafasında bir çok soru işareti
oluşturur.Kız mı erkek mi olacak?Sağlıklı doğup
büyüyecek mi?vb.
Bütün bu
soruların ve bazı bilinmeyenlerin yanı sıra çocukların
psikososyal gelişimini ve kişilik gelişimini doğru
yönlendirmek anne babaların en önemli görevlerinden
biridir.Bu görevin tam ve eksiksiz olarak yapılması ise
her açıdan çok önemli ve bir çok yönden zordur. her ne
kadar doğuştan ve genetik olarak alınan özellikler
olmasına karşın,her çocuğun ayrı bir fiziksel
yapısı,kişilik özelliği,davranış paterni,psikososyal
özellikleri,anlayışı,duygusal yapısı,zeka kapasitesi ve
ruhsal gelişimi bulunmaktadır.Bütün bu özellikler,aile
ortamı ve devamlı değişen çevre şartları ile etkileşince
ortaya bir çok yönü ile anne babadan farklı bir
biyopsikososyal yapı ortaya çıkmaktadır.
Çocuğa ayrılan vakit
Her anne baba
çocuklarının gelişimi ve onların ruhsal yönleri ile çok
ilgilendiklerini söyler ama kendi kendilerine oturup
"çocuğuma bugün ne kadar vakit ayırdım?"diye
sorduklarında,kendilerini tatmin eden cevabı çok aza
alır.Amerikalı bir profesörden alınan bir bilgiye göre
A.B.D.'de yapılan istatistiklerde bir babanın çocuğunu
görme süresi 7 sn olarak bulunmuş.Yani aynı çatı altında
yaşayan birbirinden apayrı,ayrı dünyalarda insanlar.Peki
bu durum hangi sonuçları getirir?Yani anne babaların
çocukların ruhsal yönünü psikososyal gelişimi ile ilgili
eksikleri hangi sonuçları doğurur?Bunun cevabı
düşünüldüğünde her biri ayrı bir "gelecek" olan
çocukları ile ilgili çok karamsar düşünceler akla
gelmektedir.
Yapılması gerekenler
Anne
babaların çocuklarının normal bir şekilde psikososyal
gelişimini sağlamak ve uygun eğitimi vermek için
yapmaları gereken şeyleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Dengeli eğitim ve yönlendirme,
Anne babaların kendi
aralarındaki söz ve davranış birliği
Çocuğa karşı aşırı hoşgörü veya
aşırı disiplin uygulamalarından kaçınmaları
Olaylar ve ilerleyen zaman
aşımından dolayı farklı farklı tepki vermemeleri
Çocuğa tepkilerinin yersiz ve
abartılı olmaması
Güzel ve faydalı şeylerde
çocuğun davranışlarının onaylanması
Hatalı durumlarda uygun bir
şekilde cezalandırılmaları
Yapılan yanlışları sonucunda
sadece kızmak değil nedenini mantık çerçevesinde
açıklamaları ve ona doğru olan hedefi vermeleri
Onlara her yönüyle değer
vermeleri
Kişilik yapılarına saygılı
olmaları
Onlara her yönüyle değer
vermeleri
Kişilik yapılarına saygılı
olmaları
Onlara söz hakkı tanımaları
Sevdiklerini hissettirmeleri
On"lara güven duygusunu
aşılamaları
Sosyal ve psikolojik gelişimini
yakından takip etmeleri.
Gösterilen davranış
problemlerine karşı duyarlı olmaları
Zamanında ve erken müdahaleyi
sağlamaları
Kendi psikolojik sıkıntılarını
çocuklara yansıtmamaları
Onlardan gelişim ve
kapasitelerinin üzerinde beklentiye gitmemeleri
Onlara yeterince zaman
ayırmaları
Onların sosyal çevrelerinin
farkında olmaları....
(alıntı)
Çocuğun
için bırak!
Erkekte
kısırlığa, kadında düşüğe yol açan sigara, çocuğu ise başka odadan bile
etkileyebiliyor. Sigara uzakta da içilse çocuğun vücuduna nikotin giriyor.
Sigaranın zararları say
say bitmiyor: Yanında içilmese bile çocukların kanına işliyor, pasif içicilik
solunum yolu hastası yapıyor, erkeklerde kısırlığa, kadınlarda düşüğe neden
olabiliyor.
İsveçli bilim adamları, sigara tiryakilerinin çocuklarının vücutlarında, kapalı
kapılar ardında içilmesi halinde bile normalden çok fazla nikotin olduğunu
saptadı. Linkoping Üniversitesinden Anna-Karin Johansson ve ekibi, ebeveynleri
sigara içen, iki-üç yaşlarında 366 çocuk üzerinde araştırma yaptı. 216 çocuğun
ebeveynleri sigarayı ya dışarıda ya da çocuklardan uzak başka bir odada içtiğini
söyledi. Bu çocuklar üzerinde yapılan idrar testlerinde, vücutta nikotin
emiliminin ardından ortaya çıkan kotinin adı verilen kimyasal araştırıldı.
Dışarıda sigara içen kişilerin çocuklarının vücudunda, sigara içmeyen
ebeveynlerin çocuklarına göre iki misli kotinin çıktı. Bu miktarın, çocukların
yanında sigara içilmesi halinde 15 kat arttığı açıklandı.
Tüp bebek şansı düşük
1600 kişi üzerinde yapılan bir başka araştırmada da, çocuklarda solunum yolu
hastalıkları ve pasif içicilik arasında bağlantı ortaya çıktı. Britanyada her
yıl beş yaşın altında 17 bin çocuk pasif içiciliğe bağlı hastalıklar yüzünden
hastanelik oluyor. Uzmanlar, çocukları korumak için tek yolun sigarayı tamamen
bırakmak olduğunu söylüyor.
Yine Britanyada 120 bin erkek üzerinde yapılan bir başka araştırma, sigaranın
erkeklerde kısırlığa yol açtığını ve ülkede her yıl 5 bin düşükten sorumlu
olduğunu ortaya çıkardı. Britanya Tıp Birliğinin raporuna göre, sigara, tüp
bebek yönteminin başarı şansını düşürdüğü gibi, kadınlarda rahim kanserinin de
başlıca sebeplerinden biri.
Sigara içen kadınlarda düşük kilolu doğum yapma oranı da, sigara içmeyenlere
göre üç kat fazla. Düşük kilolu doğum, bebeklerde ölümle sonuçlanabiliyor.
Sigara içen kadınlarda, anne sütünün kalitesi de düşüyor. Hamilelikte pasif
içicilik ise bebek ölümü, prematüre doğum, çocuklarda solunum yolu hastalıkları
ve astımı tetikliyor.
(alıntı)
GELECEĞİN SUÇLUSUNU
YETİŞTİRMENİN EN BASİT KURALI
1. Daha küçükken çocuğa istediği
her şeyi vermeye başla! Bu şekilde herkesin onun
geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.
2. Kötü sözler söylediği zaman,
gül. Böylece o kendisinin akıllı olduğuna inanacaktır.
3. Ona düşünmeyi ve beynini
kullanmayı hiç öğretme 21 yaşına gelince kendisi karar
versin, diye bekle.
4.Yerde bıraktığı her şeyi kaldır,
kitaplarını, ayakkabılarını, elbiselerini, onun için her
şeyi sen yap ki o bütün sorumluluklarını başkalarına
yüklemeye alışsın.
5.Onun önünde sık, sık kavga et ki
bu sayede aile bir gün parçalanırsa o da o kadar
şaşırmasın.
6.Ona istediği kadar harçlık verin
ki hiçbir zaman kendi parasını kazanmanın ne olduğunu
öğrenmesin.
7.Yiyecek, içecek ve konforla
ilgili bütün arzularını yerine getir ki istediklerini
her zaman arzu etmeye alışsın.
8.Komşulara, öğretmenlere,
polislere karşı, daima onun tarafını tut ki onların
hepsine karşı peşin hükümleri olsun.
Bütün bunları ve buna benzer
davranışları yaparak yetiştirdiğin kişinin, günün
birinde başına gerçek bir bela gelirse, kendinden özür
dile ama onu felaket dolu bir hayale hazırladığın için
kendine teşekkür etmeyi de ihmal etme.
Bu ilginç, aynı zamanda
gerçek yazıyı Amerika Birleşik Devletleri Houston Kenti
Polis Müdürlüğü Hazırlamış ve kentteki bütün evlere ve
okullara dağıtmıştır.
(alıntı)
VELİLERE TAVSİYELER
Sayın Veli; çocuğunuzun
derslerdeki başarısı için aşağıdaki hususlara önem
veriniz.
1. Çocuğunuzun sağlık
durumu ile yakından ilgileniniz. Hastalıklardan bir
kısmı, çocuğun hayat enerjisini önemli ölçüde azaltarak
onu dermansız bırakır. Bir kısmı ise; doğurdukları
devamlı acı ve ağrılar yüzünden çocuğun ilgi ve
dikkatini ders konuları üzerinde toplamasına engel olur.
Sağlık durumu çocuğun okul başarısına etki ettiği gibi
bazı rahatsızlıkların bilinmemesi veya tedavi
ettirilmemesi birtakım uyumsuz davranışların da sebebi
olacaktır.
2. Çocuğunuzu kahvaltı
ettirmeden veya yemek yedirmeden kesinlikle okula
göndermeyiniz. İlköğretimdeki çocuk hızlı bir büyüme ve
gelişme dönemindedir. Bu konuda titiz olunuz.
Yemeklerini zamanında yediriniz.
3. Çocuğunuzun kılık-
kıyafetine özen gösteriniz. Kıyafetlerinin okul
kurallarına uymasına ve temizliğine dikkat ediniz.
4. Çocuğunuzun
derslerinin ve davranışlarının daha iyiye yönelmesi
için, öğretmenlerle sıkı bir işbirliği kurunuz. Veli
toplantılarına mutlaka katılınız.
5. Çocuğunuzun
yaşamındaki en etkili çevre aile çevresidir. Çocuk
yaşamında en çok etkili örnekleri ailesinden alır.
Anne-baba olarak tüm davranışlarınızla çocuklarınıza
örnek olunuz.
6. Çocuğunuzu iyi
tanıyınız. Çocuklardan yapamayacağı şeyleri istemeyiniz.
Onları yeteneklerinin ötesinde başarı göstermeye
zorlamayınız.
7. Çocuğun tüm
arzularının yerine getirilmesi ona her istediği şeyi
yapabileceği, elde edilebileceği kanısının verilmesi
veya tam tersi isteklerinin çok sınırlandırılması, hiç
yerine getirilmemesi çeşitli uyumsuz davranışlar
geliştirmelerine neden olacaktır. Bu konuda titiz
olunuz.
8. Çocuğunuza yeteri
kadar harçlık veriniz. Harçlığını mümkünse aylık veya
haftalık olarak toptan veriniz. Böylelikle kendisini
yönetmesini öğrenecek ve sorumluluk kazanacaktır.
9. Çocuklarınızı başka
çocuklarla veya kardeşleri ile mukayese etmeyiniz. Her
insanın sahip olduğu nitelikler farklıdır. Onları olduğu
gibi kabul ediniz.
10. Çocuklarınızı
korkutmayınız. Fazla baskılardan, bedeni cezalardan,
olmayacak sınırlamalar koymaktan kaçınınız.
11. Çocuklarınızın belli
davranışları için anne-baba olarak değişik davranış
göstermeyiniz, aynı şekilde davranınız.
12. Çocuklarınızla iyi
notların yanında zayıf not almasının da normal olduğunu
ve çalışmakla durumunu düzeltebileceğini telkin ediniz.
13. Çocuğunuzun okul
yaşantısı ile ilgileniniz. Anlattıklarını dinleyiniz.
14. Çocuğunuzun okul
dışındaki arkadaşlarının kontrol ediniz.
15. Çocuğunuzun okul ve
öğretmenler hakkında şikayetleri olursa onu dinledikten
sonra okul yönetimi ve öğretmenler ile görüşünüz.
16. Öğretmenler
öğrencisinden makul olan ders araç ve gereçlerini
almasını istemişlerse, bunları zamanında ve yeterince
temin ediniz.
17. Ders çalışırken,
çocuğunuzu ev işi, çarşı, pazar işi için kaldırmayınız.
18. Çocuğunuzun mümkün
olduğu kadar sosyal yaşantılar içinde, sosyal olmasını
sağlayınız. Okul ve çevresindeki sosyal faaliyetlere
katılmasına izin veriniz.
19. Çocuğunuzu sık sık
eleştirmeyiniz. Hele bunu başkalarının yanında asla
yapmayınız. Onun aşağılık duygusuna kapılmasını
önleyiniz.
20. Beğendiğiniz takdir
ettiğiniz taraflarını söyleyiniz. Onun kendine güven
duymasını sağlayınız. Çocuklarınız arasında ayrım
yapmayınız. Çocukları kıskandırmayınız. Hepsine sevgi ve
ilgi gösteriniz.
21. İçinde bulundukları
yaşlarda arkadaş çocuğunuz için çok önemlidir. Arkadaşı
olmasına, iyi arkadaş seçmesine yardımcı olunuz.
22.Tv izlemede
çocuğunuza iyi alışkanlıklar kazandırınız. Sürekli TV
izlemek çocuğunuzun başarısını olumsuz yönde etkiler.
Ancak bunu zor kullanarak değil ikna ederek
gerçekleştiriniz.
23. Çocuğunuzun okuluna
ve eve zamanında gelişini sağlayınız, varsa geç kalma
alışkanlığını önleyiniz.
24. Evde çocuğunuza
rahat bir çalışma ortamı hazırlayınız. Çocuklarınızın
zararlı alışkanlıklar edinmesine engel olunuz. Onları
zararlı alışkanlıklara karşı duyarlı hale getiriniz.
25. Çocuklar önünde
yapılan tartışmalar, kavgalar onları mutsuz, güvensiz ve
endişeli olmalarına neden olur. Sorunlarınızın yanında
konuşmayınız, münakaşa etmeyiniz.
26. Çocuğunuzun çeşitli
sorunları için sınıf öğretmenine baş vurunuz.
27. Çocuğunuzun evde
ders çalışmasını kontrol ediniz. Ancak sürekli şekilde
“dersine çalış” ikazı olumsuz etki yapmaktadır. Ona
güvendiğinizi belli ederek uyarınız.
28. Çocuğunuzun okula
devam durumunu yakından izleyiniz.
29. Çocuğunuzun yanında
ona uygulanan eğitimin tartışmasını yapmayınız. Okul ve
öğretmenler ile ilgili görüşlerinizi çocuğun yanında
açığa vurmayınız. Çocuğunuzun çalışma programı
yapmasına, uygulamasına yardımcı olunuz. Planlı çalışma
üzerinde durunuz.
30. Çocuklarınıza karşı
sabırlı, soğuk kanlı ve anlayışlı olunuz. Doğal olarak
onlar hata yapacaklardır. Kusurları ve kötü hareketleri
olacaktır. Çocuklar düşündüğünüz, istediğiniz gibi tavır
ve davranışlar göstermiş olsalardı ailede ve okulda
eğitim denilen şeye gerek kalmazdı.
(alıntı)
ÇOCUKLAR NİÇİN YARAMAZLIK YAPARLAR?
Çocuklar iki nedenden dolayı yaramazlık yaparlar; daha
iyiyi bilmezler ya da yapmak zorunda oldukları şeyi
yapmamayı seçerler. Doğru davranış için ana - baba ilk
önce sorunun ne olduğunu tespit etmelidir. Yetersizlik
mi yoksa itaatsizlik mi? Eğer çocuğunuz ne yapacağını
bilmiyorsa, o zaman bunu düzeltmenin en iyi yolu, uygun
davranışın ona öğretilmesidir.
Çocuğun ne yapacağından emin olması için " çok tekrar
ettirerek düzeltme " olarak isimlendirilen pratik bir
tekniği kullanabiliriz. Örneğin, çocuğunuz içeri koşarak
girer ve kapıyı çarparsa ve siz bunun düşünceli bir
davranış olmadığına karar verirseniz, içeri girdiği
zaman kapıyı sessizce kapama fırsatını verebilirsiniz.
"Şimdi kapıyı sessizce kapama gereksinimi var. Bunu on
defa yap." Öte yandan, çocuğunuz uygulamadan sonra da
kapıyı çarparsa , o zaman disiplin uygulamanın
zamanıdır. Evinizde kapının sessizce kapatılmasının
kural olduğunu söyleyin. "Bu kuralı yıktığın sürece
ara-verme ( time out) sandalyesinde beş dakika
harcamalısın. Sonra bana kapının nasıl kapatılacağını
söyleyebilirsin." diyebilirsiniz. Bu noktada uygulama
adedini iki katına çıkarın (20 defa). Eğer bütün bu
teknikleri düzenli olarak uygularsanız, çocuğunuzun
sorumlu davranışı öğrenmesi için ona yardım edersiniz.
YARAMAZLIĞIN HEDEFLERİ
Çocukları, okul ödevlerini bitirmedikleri zaman, tembel,
inatçı, itaatsiz veya asi olarak tanımlarız. Bu
çocuklarla çalışan yetişkinler, çok fazla engellenmiş
olurlar ve sıklıkla çocuğun tam olarak istemediği, özen
göstermediği duygusuyla bırakılırlar. Bu davranışın
değiştirilmesine yardım etmenin bir yolu, ilk olarak bu
durumun altında yatan nedenleri çözümlemedir. Rudolph
Dreikurs' a göre yaramazlığın dört amacı vardır.
· Dikkat çekmek,
· Güç ya da yetki,
· Öç alma,
· Yetersizlik.
Çalışmaya başlayan fakat dikkati kolaylıkla dağılan
öğrenci dikkat çekmeye gereksinim duyar. Bu öğrenci
için, öğretmenin sıklıkla olumlu, hedef davranışa
yönelik ilgisini yöneltmesi önemlidir. Bu çocuğa
yardımın diğer yolları, yazılı yönergeleri işaretleyerek
vermek çalışmanın engellendiği zamanları odak alındığı
bir zaman gösterici kullanmak, hedef davranışla ilgili
olarak ona model olacak bir arkadaşıyla eşleştirmek ve
her bir bölüm tanımlandığında ödüllendirmeyi içerir.
Çalışmaya başlamayı reddeden ya da şurada burada oynayan
öğrenci, öğretmeniyle güç ya da yetki mücadelesi
girişiminde bulunur. Bu öğrenci tipi ödevi yapma
yeteneğine sahiptir, fakat bunu yalnızca kendi
anlayışına göre yapacaktır. Bu öğrenciyle sözleşme
yapmak, özel ödüller, ödüllerin seçimi ve
kişiselleştirilmesi konuları gibi stratejilerin
kullanılması öğretmeni yetki mücadelesinden
uzaklaştıracaktır.
Şikâyet eden, tartışan, öğretmenin haksız olduğunu
söyleyen ve genellikle diğerlerinin çalışmasını bölen,
engelleyen öğrenci öç almaya çabalar. Bu öğrenci hayatı
adaletsiz olarak görür ve ortamda eşitliği sağlamayı
amaçlar. Bu öğrenciye yardım etmek için, öncelikle onun
duygularını daha olumlu ifade edebilmesini sağlayın.
Bunun için, şikâyet zamanlarını listelemek, odasına bir
öneri kutusu koymak, sınıf konseyi organize etmek,
önerileri uygulamak ve öğrenci seçimlerinde, isimleri
şapkadan seçmek gibi kişisel olmayan yöntemler
uygulanır.
Ödevlerine sıklıkla bozan, bitirmeyen ya da teslim
etmeyen öğrenci yetersizlik yaşar. Bu öğrenciye yardım
etmek için, öğretmen çocuğun kendisine olan güvenini
kazanmasına çalışmalıdır. Bu öğrenci tipi, sıklıkla
gerçek olamayan hedefler tespit eder ve nerede başarılı
olacaksa ona ilişkin hedeflerin saptanmasında
yönergelere gereksinim duyar. Sevdiği bir konuda daha
kısa ödevler vermek, doğru olmayan cevaplardan çok doğru
cevapların altını çizmek, bir ödevin tamamlanmasında
alternatif yollar sunmak ve başarılarını grafikle
göstermek bunların hepsi güveni sağlar.
Çocukların katılımını sağlamak için sınıfta
ödüllendirici bir ortam yaratmalıdır. Bunu yaparken
olumlu davranışları pekiştirmeli, gelişmeleri
ödüllendirmeli ve fazla ilgi duyulan etkinliklerden az
ilgi duyulan etkinliklere doğru bir liste
hazırlamalısınız. Bütün bunları yaptığınızda sınıfta
yaramaz olmayan çocuklarınız olur.
Kathi Armstrong
(alıntı)
İYİ BESLENEN ÇOCUK BAŞARILI
Çocuğun beslenmesi, zekası ve
başarısını doğrudan etkiliyor.
İşte beslenmedeki püf noktalar...
Uzmanlar, çocuğun beslenmesinin zekasını ve dolayısıyla
başarısını etkilediğini belirtiyorlar. Ülkemizde sıkça
görülen bebeklerde demir eksikliğine bağlı zeka
gerilikleri hep yanlış beslenmenin ürünü. Çocukların ilk
6 aylık hatta 1 yıllık dönemde anne sütünü aldıktan
sonra, protein, karbonhidrat açısından dengeli
beslenmeleri gerekiyor.
Özellikle her gün belirli bir miktarda kırmızı et, tavuk
veya balık yemeleri hem kansızlığın ortadan kalkması hem
de beyin fonksiyonlarının gelişmesi açısından oldukça
önemli. Etin yerini haftanın belirli günlerinde yenen
yumurta da tutuyor ama burada faydalı olan bölümün
yumurtanın sarısı olduğunun unutulmaması gerekiyor.
Halk arasındaki inanışların da çocuklarda beslenme
bozukluklarına bağlı sorunlara yol açtığı da biliniyor.
Örneğin "kan yapar" diye pekmez yedirilen çocuklar,
etten mahrum bırakılınca ortaya sorunlar çıkıyor. Oysa
vücutta tek kan yapan madde et, bunun unutulmaması
gerekiyor.
"Kansızlığa neden olur" diye ilk 1 yılda içirilmeyen süt
de çocuğun kemik yapısının gelişiminde olumsuz rol
oynuyor. Oysa dengeli beslenen bir çocukta sütün
kansızlığa yol açmadığı bilimsel açıdan da kanıtlanmış
bir gerçek.
İlkokul çocuklarının başarısında önemli bir etken de
sabah yapılan kahvaltı. Kahvaltı yapmadan okula giden
çocukların, kahvaltı edenlere oranla derslere daha zor
konsatre oldukları biliniyor.