|
Ne rotasını şaşırmış, ne de alabora olmuş bir gemiyiz. Ne
gecenin zifiri karanlığına boğulan, ne de kendi gölgesinde
kaybolan… Sadece tuvaline renk olarak işlenmeyi bekleyen
ressam, şiirine söz olmak istediğimiz şair, satırlarına
nakşedilmek istediğimiz yazarımızı bekleyen kardelenleriz
biz…
Sonra sen şafaktaki
kızıllık gibi belirdin öğretmenim. Önce ışık saçtın yol
gösterdin sonra bitmez tükenmez sevginle ısıtıp bize hayat
bahşettin. Umudun nefesiyle söndürmek istediğimiz
yangınımızda gerekirse gözyaşınla su serpendin. Sen boşlukta
dahi yankılanamayan sesimize ses, anlatsak da anlaşılmayan
dilimize tercümandın. Tabuları yıkmayı zorlukları aşmayı,
yıldız olup parlamayı öğrettin sen bize. Evet, ışık
saçıyorduk etrafımıza ama tıpkı ay gibi ışığımızı güneşimiz
olan senden alıyorduk. Sende öğrendik hayatı, senle öğrendik
hayata tutunmayı. Sen ışığıyla bizi aydınlatan, sıcaklığıyla
içimizi ısıtan güneşimiz; baharımız kıştan daha hayrat
geçsin istemeyiz. Mahrum etme bizi senden, seninle hayat
bulmaktan öğretmenim…
Sensizlikte şiir yazmayı
denedim kafiye bulamadım öğretmenim, şarkı söylemeyi denedim
nota uyduramadım öğretmenim. Senden tek dileğim son
hecelerimi eksik bırakma öğretmenim…
|